İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 133 / 656
133

tulumbacıklarından yüzer tane var. Ve her tanenin yüzüne incecik ve güzel ve latîf ve renkli bir mahfazayı giydirmek ve nâzik ve yumuşak kalbinde, kuvve-i hâfızası ve programı ve tarihçe-i hayatı hükmünde olan sert kabuklu, ceviz içli çekirdekleri koymak ve karnında “Cennet helvası” gibi bir tatlıyı ve âb-ı kevser gibi bir balı yapmak ve bütün zemin yüzünde, hadsiz emsâlinde aynı dikkat, aynı hikmet, aynı hàrika-i san'atı, aynı zamanda, aynı tarzda yaratmak, elbette bedâhetle gösterir ki: Bu işi yapan bütün kâinâtın Hàlık’ıdır. Ve nihâyetsiz bir kudreti ve hadsiz bir hikmeti iktiza eden şu fiil, ancak Onun fiilidir.

Evet, bu çok hassas mîzana ve çok mehâretli san'ata ve çok hikmetli intizama, kör ve serseri ve intizamsız ve şuûrsuz ve hedefsiz ve istilâcı ve karıştırıcı olan kuvvetler ve tabiatlar ve sebebler karışamazlar, ellerini uzatamazlar. Yalnız, mef'ûliyette ve kabûlde ve perdedârlıkta, emr-i Rabbânî ile istihdam olunuyorlar.

İşte, bu üç âyetin işâret ettikleri üç hakikatin tevhide delâlet eden üç nükte’si gibi, hadsiz ef'âl-i Rabbâniyenin hadsiz cilveleri ve tasarrufları, ittifakla bir tek vâhid-i ehad bir Zât-ı Zülcelâl’in vahdetine şehâdet ederler.

Üçüncü Hakikat (Mevcûdâtın sür'at-i mutlaka içinde kesret-i mutlaka ve intizam-ı mutlak ile ve sühûlet-i mutlaka ile icadları) {27}

Üçüncü Hakikat: Mevcûdâtın ve bilhassa nebâtât ve hayvanatın, sür'at-i mutlaka içinde kesret-i mutlaka ve intizam-ı mutlak ile ve sühûlet-i mutlaka içinde gayet hüsn-ü san'at ve mehâret ve ittikan ve intizam ile ve mebzûliyet-i mutlaka ve ihtilât-ı mutlak içinde gayet kıymetdârlık ve tam imtiyaz ile icâdlarıdır.

Evet, gayet çokluk ile gayet çabukluk, hem gayet san'atkârâne ve mâhirâne ve dikkat ve intizam ile gayet kolay ve rahatça, hem gayet mebzûliyet ve karışıklık içinde gayet kıymetli ve fârikalı olarak bulaşmadan ve bulaştırmadan ve bulandırmadan yapmak, ancak ve ancak bir tek vâhid zâtın öyle bir kudretiyle olabilir ki: O kudrete hiçbir şey ağır gelmez. Ve o kudrete nisbeten, yıldızlar zerreler kadar ve en büyük, en küçük kadar ve efrâdı hadsiz bir nev'i, bir tek ferd kadar ve azametli ve muhît bir küll, hàs ve az bir cüz' kadar ve koca zeminin ihyâsı ve diriltilmesi, bir ağaç kadar ve dağ gibi bir ağacın inşâsı, tırnak gibi bir çekirdek kadar kolay ve rahatça ve sühûletli olmak gerektir. Tâ ki, gözümüzün önünde yapılan bu işleri yapabilsin.

İşte, bu mertebe-i tevhidin ve bu üçüncü hakikatin ve kelime-i tevhidin bu ehemmiyetli sırrını, yani en büyük bir küll, en küçük bir cüz'î gibi olması ve en çok ve en az farkı bulunmaması; hem bu hayretli hikmetini ve bu azametli tılsımını ve tavr-ı aklın haricindeki bu muammâsını ve İslâmiyetin en mühim esâsını ve îmânın en derin bir medârını ve tevhidin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.