İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 419 / 656
419

► (32) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Hapis musîbetine düşenlere, merhametkârâne sadâkatle hàriçten gelen erzâklarına nezâret ve yardım edenlere, kuvvetli bir tesellîyi Üç Nokta’da beyân edeceğim:

Birinci Nokta: Hapiste geçen ömür günleri, herbir gün on gün kadar bir ibâdet kazandırabilir ve fânî saatleri, meyveleri cihetiyle ma'nen bâkî saatlere çevirebilir ve beş-on sene ceza, milyonlar sene haps-i ebedîden kurtulmağa vesile olabilir. İşte ehl-i îmân için bu pek büyük ve çok kıymetdâr kazancın şartı: Farz namazını kılmak ve hapse sebebiyet veren günahlardan tevbe etmek ve sabır içinde şükretmektir. Zâten hapis çok günahlara mânidir, meydân vermiyor.

İkinci Nokta: Zevâl-i lezzet elem olduğu gibi, zevâl-i elem dahi lezzettir. Evet herkes geçmiş lezzetli, safâlı günlerini düşünse, teessüf ve tahassür elem-i manevîsini hissedip “Eyvâh!” der ve geçmiş musîbetli elemli günlerini tahattur etse, zevâlinden bir manevî lezzet hisseder ki, “Elhamdülillâh şükür, o belâ sevâbını bıraktı gitti” der, ferâhla teneffüs eder. Demek bir saat muvakkat elem, zevâliyle rûhta bir manevî lezzet bırakır ve lezzetli saat, bil'akis elem bırakır. Mâdem hakikat budur ve mâdem geçmiş musîbet saatleri elemleriyle beraber ma'dûm ve yok olmuş ve gelecek belâ günleri şimdi ma'dûm ve yoktur. Ve yoktan elem yok ve ma'dûmdan elem gelmez. Meselâ, birkaç gün evvel aç ve susuz olmasından, bir-iki gün sonra aç ve susuz olmak ihtimalinden, bugün onlar niyetiyle mütemâdiyen ekmek yese ve su içse ne derece divâneliktir. Aynen öyle de; geçmiş ve gelecek elemli saatleri –ki hiç ve ma'dûm ve yok olmuşlar– şimdi onları düşünüp sabırsızlık göstermek ve kusurlu nefsini bırakıp Allah’tan şekvâ etmek gibi “oof! of!” demek, divâneliktir. Eğer sağa sola, yani geçmiş ve geleceğe karşı sabır kuvvetini dağıtmazsa ve hazır saate ve o güne karşı tutsa, tam kâfî gelir, sıkıntı ondan bire iner. Hattâ şekvâ olmasın, ben bu üçüncü Medrese-i Yûsufiye’de birkaç gün zarfında hiç ömrümde görmediğim maddî ve manevî sıkıntılı, hastalıklı musîbetimde, hususan Nurun hizmetinden mahrumiyetimden gelen me'yûsiyet ve kalbî ve rûhî sıkıntılar beni ezdiği sırada, inâyet-i İlâhiye bu mezkûr hakikati gösterdi. Ben de sıkıntılı hastalığımdan, hapsimden râzı oldum. Çünkü, benim gibi kabir kapısında bir bîçâreye gafletle geçebilir bir saati, on saat ibâdet saatleri yapmak büyük bir kârdır diye şükreyledim.

Üçüncü Nokta: Şefkatkârâne hizmetiyle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek ve manevî yaralarına tesellîlerle merhem sürmek, az bir amel ile büyük bir kazanç var. Ve dışarıdan gelen yemeklerini onlara vermek, aynı yemek kadar o gardiyan ve gardiyan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.