İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 300 / 656
300

bir cevaptır. Ve mesleğimiz, terk-i enâniyet ve uhuvvet olmasından, bizde hodfürûşâne şatahat bulunmadığından, Yeni Said’in Risale-i Nur zamanındaki mahviyetkârâne hayatı ve mübârek kardeşlerinin ifratkârâne hüsn-ü zanlarını hâtıra bakmayarak mükerrer derslerle ta'dil etmesi, o tâbir ile işmâm edilen mânâyı tam çürütüyor, izâle eder. ∗∗∗

► (77) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Bize ihbar edene ve yazana zarar gelmemek için, şimdilik ehl-i vukûfun ittifakıyla kararlarını size göndermeyeceğim. Bu son ehl-i vukûf, bütün kuvvetiyle bizi kurtarmak ve ehl-i dalâlet ve bid'iyyâtın şerrinden muhâfaza etmek için çalışmışlar, bize isnâd edilen bütün suçlardan tebrie ediyorlar. Ve Risale-i Nurdan tam ders aldıklarını ihsâs edip, Risale-i Nurun ilmî ve îmânî kısmının ekseriyet-i mutlaka ile vâkıfâne yazıldığını ve Said ise hem samîmî, hem ciddi kanâatlerini beyân ederek ondaki kuvvet ve iktidar; isnâd edildiği gibi tarîkat icâdı veya cem'iyet kurmak veya hükûmet ile mübâreze etmek değildir, belki yalnız Kur'ânın hakikatlerini muhtaçlara bildirmek kuvvet ve iktidarıdır diye müttefikan karar vermişler. Ve gayr-ı ilmî tâbir ettikleri mahremlere karşı demişler ki: “Bazen cezbeye ve şuûrun heyecanına ve ihtilâl-i rûhiyeye kapılmasından, bu eserler ile mes'ûl olmamak lâzım geliyor.” mânâsını ifhâm ediyorlar. Ve “ Eski Said ”, “ Yeni Said ” tâbirinde, iki şahsiyet ve ikincisinde, fevkalâde bir kuvvet-i îmâniye ve ilm-i hakàik-ı Kur'âniye mânâsını, feylesofların hatırı için “Bir nev'i cezbe ve ihtilâl-i dimağiye ihtimali var.” diye hem bizi şiddetli tâbiratın mes'ûliyetinden kurtarmak, hem muârızlarımızı okşamak için “sem' u basar cihetinde hallüsinasyon hastalığı ihtimali nazar-ı dikkate alınabilir.” demişler. Onların bu ihtimalini esâsıyla çürüten, ellerine geçen ve bütün akılları geri bırakan Nur Risaleleri ve bütün avukatlara hayret veren Müdafaa ve Meyve Risaleleri kâfî ve vâfî bir cevaptır. Ben çok şükrediyorum ki, bir hadîs-i şerîfin mazhariyeti bu ihtimal ile bana verilmiş. Hem o ehl-i vukûf, bütün kardeşlerimizi ve beni tam tebrie edip derler: “Said’in âlimâne ve vâkıfâne eserlerine îmân ve âhiretleri için bağlanmışlar; hiçbir cihette hükûmete karşı bir sû-i kasdlarına dair bir sarâhat ve bir emâre, ne muhâberelerinde ve ne de kitab ve risalelerinde bulmadık.” diye o hey'etin ittifakıyla karar verip biri Feylesof Necati, biri Yûsuf Ziya (âlim), biri de Feylesof Yûsuf nâmlarında imza etmişler.

Latîf bir tevâfuktur ki; biz bu hapse kendimiz hakkında bir Medrese-i Yûsufiye ve Meyve Risalesi onun meyvesidir dediğimiz gibi, bu iki Yûsuf

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.