kardeşlerimizi müdafaaya azmettiğimiz zamana, hem mânâsı, hem makamı tevâfuk ediyor. Elhamdülillâh dedim, benim müdafaama ihtiyaç bırakmıyor. Sonra hâtırıma geldi ki: "Acaba netice ne olacak?" diye merak ettim. Gördüm: ﴾ اَللّٰهُ حَف۪يظٌ عَلَيْهِمْ ﴾ ﴿ طُوبٰى لَهُمْ ﴿ deki iki cümle, tenvin sayılmak şartıyla, makam-ı cifrîsi aynen bin üçyüz altmışiki. Eğer bir med sayılmazsa, iki; eğer sayılsa, üç eder. Tam tamına hıfz-ı İlâhiyeye pek çok muhtaç olduğumuz bu zamanın, bu senenin ve gelecek senenin aynı tarihine tevâfuk ederek, bir seneden beri büyük bir dâirede ve geniş bir sahada aleyhimize ihzar edilen dehşetli bir hücum karşısında mahfûziyetimize te'minât ile tesellî veriyor. Risale-i Nur bu hâdisede daha parlak fütûhâtı hâkim dâirelerde bulunmasından şimdiki muvakkat tevakkuf bizi me'yûs etmez ve etmemeli; ve Âyetü'l-Kübrâ'nın tab'ı sebebiyle müsâderesi onun parlak makamına nazar-ı dikkati her taraftan ona celbetmesine bir ilânnâme telâkki ediyorum. ﴾ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا ﴿ âyetini şimdi okudum. ﴾ وَاغْفِرْ لَنَا ﴿ cümlesi tam tamına bin üçyüz altmışiki eder. Bu senenin aynı tarihine tevâfuk eder ve bizi çok istiğfara dâvet ve emreder ki, nurunuz tamam olsun ve Risale-i Nur noksan kalmasın. ∗∗∗
► (18) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Bu eski ve yeni iki Medrese-i Yûsufiye’deki şiddetli imtihanda sarsılmayan ve dersinden vazgeçmeyen ve yakıcı çorbadan ağızları yandığı hâlde talebeliğini bırakmayan ve bu kadar tehâcüme karşı kuvve-i maneviyesi kırılmayan zâtları ehl-i hakikat ve nesl-i âtî alkışlayacakları gibi, melâike ve rûhâniler dahi alkışlıyorlar diye kanâatim var. Fakat içinizde hastalıklı ve nâzik ve fakirler bulunmasıyla, maddî sıkıntı ziyâdedir. Ve buna karşı da herbiriniz herbirisine birer tesellîci ve ahlâkta ve sabırda birer nümûne-i imtisal ve tesânüd ve taltifte birer şefkatli kardeş ve ders müzâkeresinde birer zekî muhâtab ve mucîb ve güzel seciyelerin in'ikâsında birer âyine olmanız, o maddî sıkıntıları hiçe indirir diye düşünüp rûhumdan ziyâde sevdiğim sizler hakkında tesellî buluyorum.
Yüzyirmi yaşında bulunan Mevlâna Hâlid’in (K.S.) cübbesini size bir gün göndereceğim. O zât onu bana giydirdiği gibi, ben de onun nâmına
