koşmağı ve devlet mefhûmu ile mübâreze ithamını şiddetle reddediyoruz. Eğer böyle bir kasd olaydı, yirmibeş seneden beri ednâ bir tezâhür olurdu. Evet bizim menfî bir cebhemiz, ahlâksızlığa ve îmânsızlığa müteveccih bir takbih tarafımız var. Bu sırf îmândan ve Kur'ânın bu mevzûlar üzerindeki şiddet-i beyân ve azamet-i tevbihine –bizzarûre– iştirâkimizden ileri geliyor. Eğer bu esbâb-ı mûcibe, samîmiyetin ve ihlâsın, hakikat ve safvetin bu tarz-ı beyânı size kanâat vermediyse; bize ne şekil isterseniz ceza veriniz. Lâkin unutmayınız ki; bugün altıyüz milyon insanın mensûbiyetini taşıdığı Hazret-i İsâ (A.S.), zamanının idarecileri tarafından sırf insanlığın saâdeti için kalbi çarptığı ve emânet-i tebliği hâmil bulunduğu sebeblerle âdi bir hırsız gibi i'dâma mahkûm edilmişti.
Biz hür söylediğimizden dolayı ma'rûz kalacağımız bu mahkûmiyeti iftiharla karşılayacağız. Ve sâdece ﴾ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ﴿ nidâsıyla dergâh-ı Kàdiü'l-Hâcât’a el açacağız.
Afyon Ceza Evinde Mevkuf
Ortaklar Bucağından
Ahmed Feyzi Kul ∗∗∗
Ceylan’ın Müdafaasıdır
[Ceylan’ın Müdafaasıdır.]
AFYON AĞIR CEZA MAHKEMESİNE
Makam-ı iddianın habbeyi kubbe yaparak, iftiharla kabûl ettiğim Üstadıma ve Risale-i Nura hizmetimle beni büyük bir diplomat ve entrikacı bir adam tarzında gösterip Nurlara gelen mevhûm suçta bana büyük bir hisse vermesine mukâbil derim ki: Dinî ve îmânî ve ahlâkî eserlerini okumakla, o uğurda hayatımı tereddüdsüz fedâ eder derecesinde istifade ettiğim Üstadım Bediüzzaman’la yakından alâkadarım. Fakat bu alâka, makam-ı iddianın dediği gibi vatana ve millete mazarratlı ve halkı devlet aleyhine teşvik etmek değil, belki hiçbir beşerin kendisini kurtaramayacağı kabrin i'dâm-ı ebedîsinden kendimi ve benim gibi bu tehlikeli zamanda îmânını kurtarmağa, ahlâkını düzeltmeğe ve vatana ve millete birer uzv-u nâfi' olmağa muhtaç olan din kardeşlerimin îmânlarını kurtarmak yolundaki kopmaz ve kopmayacak bir alâkadır.
Kendisinin yakınlarındanım. Dört sene kadar arasıra hizmetini müftehirâne yapmışım. Bu müddet zarfında kendisinin serâpâ faziletinden başka hiçbir şeyine şâhid değilim. Onun ağzından bir defa olsun,
