► (55) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim ve Musîbet Arkadaşlarım!
Sizin içinizde mübârek âlimler ve âlîcenâb müdebbirler ve hàlis fedâkâr şâkirdler bulunmasından büyük bir i'timâd ile size güveniyordum ki; kuvvetli ve dessâs ve kesretli düşmanlarımıza karşı vahdetinizi ve tesânüdünüzü muhâfaza edeceksiniz diye istirahat ederdim, sizin ile meşgul olmazdım. Birkaç noktayı beyân etmek lüzum oldu.
Birincisi: Tahliyeniz uzamamak için ben, Ankara’ya bir şey gönderip müracaat etmeyecektim. Fakat mahkeme, mahrem ve gayr-ı mahrem risaleleri ve eski ve yeni mektûbları karıştırarak Ankara’ya gönderdiğinden, mecburiyetle, buradaki ehl-i vukûf gibi mahrem risaleleri esâs ederek oradaki ehl-i vukûf aleyhimize hükmetmemek için mahremlere, hususan Beşinci Şuâ’ın “Süfyân” ve “İslâm deccâlı” hakkında gayet kuvvetli cevab veren Müdafaât Risalesi’ni ve felsefe-i tabîiyenin verdiği küfr-ü mağrûrâneyi ve îmân aleyhinde cür'etkârâne tecâvüzünü kıran Meyve Risalesi’ni o makàmâta göndermek zarûrî ve lâzım idi.
İkinci Nokta: Azîz Kardeşlerim! Sizin bu ehemmiyetli mektûbunuzun cevabını yazarken, benim elime aynı mektûbu verdiler. İkinci Nokta’ya başladım, kaldı. İşte tamam ediyorum, dikkat ediniz. Eğer bu fikrin fâidesiz avukatınız tarafından tervîci varsa, her hâlde mahkûmiyetimize tarafdâr olanların bir tedbiridir ki; Ankara’daki ehl-i vukûf buradaki ehl-i vukûf gibi, neşrolunmayan mahrem ve hususan Beşinci Şuâ risalelerini esâs edip, bütün Risale-i Nura teşmîl edip müsâdere etmek ve Beşinci Şuâ’ın mes'elelerini, Risale-i Nuru okuyan bütün bîçâre talebelerin dersleridir diye, onları benim suçumla tam bağlamak için dehşetli bir plândır. Beni konuşmaktan men'etmek ve yazdıklarımı müsâdere ile Ankara’ya göndermemek fikriyle müdür ve müddeiumumî muâvini müşkülât vermeleri kuvvetli bir emâredir ki; müdafaâtın cerhedilmez cevabları yetişmeden Ankara, aleyhimize hüküm vermek içindir.
Üçüncü Nokta: Zâten mes'eleyi uzatacak ehemmiyetli kitapları ve evrakları ve müdafaaları dahi Ankara’ya göndereceğini, mahkeme reisi o gün söyledi. Elbette şimdi yetişmiş. Şimdi benim muntazam ve izâhlı iki müdafaanâmem gitse, belki mes'eleyi çabuk halleder, mes'ele uzanmaz, tâcil eder, çabuk aile sâhibleri kurtulurlar. Fakat ben ve benim gibi alâkasızlar kurtulmaya değil, belki hakàik-ı îmâniyeyi mülhidlere, mürtedlere karşı müdafaa etmek için, en müsâid bir yer olan hapiste kalmak lâzımdır.
Dördüncü Nokta: Risale-i Nur berâet etmezse ve benim müdafaâtım nazara alınmazsa, fâidesiz, zâhirî inkârınız sizi kurtarmayacak, vahdet-i
