mes'ele haysiyetiyle biz birbirimizle bağlanmışız; yalnız münâsebetleri pek az bulunan bir kısım arkadaşlar kurtulabilirler. Eskişehir Mahkemesi, bunu bilfiil gösterdi. Bir seneden beri, gayet dikkatle içimize câsusları sokan ve sâfdil ve cür'etkâr talebelerin ifşaatını zapteden ve bil'iltizam bizi perîşan ve mesleğimizden pişman etmek için her vesileyi istimâl eden, hattâ aleyhimize Şeyh Abdülhakîm’i sevkettikleri hâlde, Onu ve Şeyh Abdülbâkì’yi ve bana arasıra i'tirâz eden Şeyh Süleyman’ı bizim gibi perîşan eden adamlara karşı inkârlarınız ve kaçmanız, onların kanâat-ı vicdâniye dedikleri düşüncelerinde beş para etmez ve Eskişehir’de dahi etmedi.
Beşinci Nokta: Biz hem burada, hem Eskişehir’de tecrübe ile kat'î anladık ki: Biz, vahdet-i mes'ele cihetiyle tam bir tesânüde şiddetle muhtacız. Sıkıntıdan gelen gücenmekler ve titizlikler ve i'tirâzlar, bizim perîşaniyetimizi ikileştirir. Maatteessüf en ziyâde güvendiğim ve i'timâd ettiğim, sizlerdiniz. Bazı hâtırıma bir telâş geldiği vakit, İstanbul’dan gelen Kâmil ve Sıddık Hocalar ve Kastamonu vilâyetinde fevkalâde sadâkat gösteren zâtları tahattur ile o endişem zâil olurdu. Dikkat ediniz, küfr-ü mutlakı müdafaa eden gizli komite içinize parmak sokmasın. Benim komşudaki koğuşa parmağını soktu, beni azâb içinde bıraktı. Şimdi siz, mâbeyninizde münâkaşasız bir meşveret ediniz. Kararınızı kabûl ederim. Fakat benim müdafaâtım tâ Ankara’ya gitse ve medâr-ı nazar olsa, buradaki mahkeme, kurtulması mümkün olanlar hakkında kararını vermek ihtimalini; hem şimdi bizimle uğraşan ve Abdülbâkì ve Abdülhakîm ve Hacı Süleyman’ı nefyeden ve Yeşil Şemsi’yi tahliyeden sonra, burada durduran adamlar, elbette Hâfız Mehmed ve Seyyid Şefîk gibi salâbet-i diniyeleri ile ve onların ölmüş reislerine ve sûretine baş eğmemesiyle ve ilhâd ve bid'alara tarafdârlıklarını göstermemesiyle beraber, serbest bırakmamak ihtimalini de; hem Risale-i Nurun tesettür perdesinden çıkıp gayet büyük ve umumî bir mes'elede kendi kendine merkezlerinde mübârezesi zamanında şâkirdlerini arkasında bulmak ve kaçmamakla sarsılmaz ve mağlûb olmaz bir hakikate bağlandıklarını mütereddid ve mütehayyir ehl-i îmâna göstermesi gayet lüzumlu olduğunu dahi nazarınıza ve meşveretinize alınız. Sakın sakın, birbirinizin kusuruna bakmayın; hiddet yerinde hürmet ediniz, i'tirâz yerinde yardım ediniz. ∗∗∗
