İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 297 / 656
297

► (73) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

﴿ اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْش۪ى بِـه۪ فِي النَّاسِ  ﴾

âyeti hem Risale-i Nura, hem ﴾ مَيْتًا ﴿ kelimesiyle üç kuvvetli emâre ve münâsebetler ile Risale-i Nurun bu bîçâre şâkirdlerine işâreti Birinci Şuâ’da izâh edilmiş. Şimdi bu hâdisede, o emârelerden birisi tam hükmediyor. Çünkü bize zulmedenler, ellerinde hayat ve medeniyeti ve lezzeti tutup, bizi o tarz-ı hayata ehemmiyet vermemekle ittiham edip, mes'ûl ederler, hattâ i'dâm ve ağır ceza ile hapse sokmak isterler. Fakat kanunca sebeb bulamıyorlar. Biz dahi elimizde hayat-ı bâkiyenin mukaddimesi ve perdesi olan mevti ve ölümü tutup, onların başlarına vurup intibâha getirmek ve onların hakîki mes'ûliyet ve mahkûmiyetten ve i'dâm-ı ebedî ve dâimî haps-i münferitten kurtulmalarına bütün kuvvetimizle çalışıyoruz. Hattâ Ankara’ya giden şiddetli risaleler sebebiyle en ağır ceza nefsime verilse, fakat ceza verenler o risaleler ile ölümün i'dâmından kurtulsalar; hem kalbim, hem nefsim râzı olurlar. Demek, biz onların iki cihanda yaşamalarını istiyoruz, arıyoruz. Onlar bizim ölmemizi istiyorlar, bahâneler arıyorlar. Fakat güneş gibi zâhir ve göz ile görünür gündüz gibi bir hakikat-i mevtiye ve her gün insanlarda otuzbin cenaze, ehl-i dalâlet hakkında, otuzbin i'dâm-ı ebedî, otuzbin haps-i münferid fermânlarını, i'lâmnâmelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlûb değiliz. Ne yaparlarsa yapsınlar. ﴾ اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ ﴿ âyeti, oniki seneden beri en acınacak mağlûbiyetimiz zamanında dahi, cifir ve ebced hesabıyla gâlibiyetimize aynı tarihiyle müjde ediyor. Mâdem hakikat budur; biz şimdiden sonra hem mahkemeye, hem halka diyeceğiz ki:

Bu gözümüz önünde ve bizi bekleyen ölümün i'dâm-ı ebedîsinden ve karşımızda kapısını açan ve bizi cebr-i kat'î ile çağıran kabrin dâimî karanlık haps-i münferidinden kurtulmağa çalışıyoruz. Hem sizin de o dehşetli ve çaresiz musîbetten kurtulmanıza yardım ediyoruz. Sizin nazarınızda en büyük bir mes'ele-i dünyeviye ve siyâsiye, bizim nazarımızda ve hakikat cihetinde kıymeti pek azdır ve bilfiil vazifedâr olmayanlara mâlâyanî ve ehemmiyetsizdir ve kıymeti yoktur. Fakat bizim iştigâl ettiğimiz vazife-i zarûriye-i insaniye ise, herkese her zaman ciddi alâkası var. Bu vazifemizi beğenmeyenler ve kaldıranlar, ölümü kaldırmalı ve kabri kapamalı!..

İkinci ve Üçüncü noktalar şimdilik geri kaldı. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.