► (83) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ben bugün yalnız iki-üç kardeşimizin tahliyelerini isterdim. Fakat hakkımızdaki inâyet-i İlâhiye onların menfaati için geri bıraktı. Ve yirmi gün kadar, bizim bu vaziyetimiz lâzım ve elzemdir. Çünkü bu bayramda beraber bulunmamız hem bize, hem Nurlara, hem hizmetimize, hem manevî ve maddî istirahatimize ve hacıların duâlarından tam bir hisse almamıza ve Ankara’ya gönderilen Risale-i Nurun müsâdereden kurtulmasına ve bizim mazlumiyetimize acıyıp Nurlara sarılanların çoğalmasına ve hazır büyük hatâlara rızâ ile vatan ve millet ve din hâinlerine dehàlet etmediğimize bir hüccet olması lâzımdı.
Said Nursî ∗∗∗
► (84) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ehl-i vukûfun insafsızca ve hatâlı ve haksız tenkidleri, vehhâbîlik damarıyla İmâm-ı Ali’nin (Radıyallahu Anhu) Nurlarla ciddi alâkasını ve takdirini çekemeyerek ve geçen sene zemzem suyunu döktüren ve bu sene haccı men'eden evhâmın te'siri altında o yanlış ve hasûdâne i'tirâzları Beşinci Şuâ’a etmişler. Bu sırada, böyle evhâmlı ve telâşlı bir zamanda, bizim için en selâmetli yer hapistir. İnşâallâh Nurlar, hem kendimizin, hem kendilerinin serbestiyetini kazandıracaklar. Mâdem emsâlsiz bir tarzda, çok ağır şerâit altında, pekçok muârızlar karşısında bu derece Nurlar kendilerini okutturuyorlar.. talebelerini hapiste çeşit çeşit sûretlerde çalıştırıyor, perîşaniyetlerine inâyet-i İlâhiye ile meydân vermiyorlar; biz bu dereceye kanâat edip şekvâ yerinde şükretmekle mükellefiz. Benim bütün şiddetli sıkıntılara karşı tahammülüm bu kanâatten geliyor. Vazife-i İlâhiyeye karışmam.
Said Nursî ∗∗∗
