İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 409 / 656
409

ve diyorum ki; eğer ehl-i dünya tarafından başıma gelen şu eziyet, şu sıkıntı, şu tazyîk, ayıplı ve kusurlu nefsim için ise, helâl ediyorum. Benim nefsim belki bununla ıslah-ı hâl eder; hem ona keffâretü'z-zünûb olur. Dünya misâfirhânesinin safâsını çok gördüm; azıcık cefâsını görsem, yine şükrederim. Eğer îmâna ve Kur'âna hizmetkârlığım cihetiyle ehl-i dünya beni tazyîk ediyorsa, onun müdafaası bana ait değil. Onu, Azîz-i Cebbâr’a havâle ediyorum. Eğer asılsız ve riyâya sebeb ve ihlâsı kıracak bir şöhret-i kâzibeyi kırmak için teveccüh-ü âmmeyi hakkımda bozmak murad ise, onlara rahmet. Çünkü teveccüh-ü âmmeye mazhar olmak ve halkların nazarında şöhret kazanmak, benim gibi adamlara zarardır zannederim. Benim ile temâs edenler beni bilirler ki, şahsıma karşı hürmet istemiyorum, belki nefret ediyorum. Hattâ kıymetdâr mühim bir dostumu, fazla hürmeti için belki elli defa tekdir etmişim. Eğer beni çürütmek ve efkâr-ı âmmeden düşürtmek, iskàt ettirmekten muradları; tercümânlık ettiğim hakàik-ı îmâniye ve Kur'âniyeye ait ise, beyhûdedir. Zîra Kur'ân yıldızlarına perde çekilmez. “Gözünü kapayan, yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz.”

Dördüncü Nokta

DÖRDÜNCÜ NOKTA

Evhâmlı birkaç suâlin cevabıdır.

#### Birinci Vehimli Sual

Birincisi: Ehl-i dünya bana der: “Ne ile yaşıyorsun? Çalışmadan nasıl geçiniyorsun? Memleketimizde tenbelce oturanları ve başkasının sa'yi ile geçinenleri istemiyoruz!..”

Elcevab: Ben iktisad ve bereketle yaşıyorum. Rezzâkımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamağa da karar vermişim. Evet, günde yüz para, belki kırk para ile yaşayan bir adam, başkasının minnetini almaz. Şu mes'elenin izâhını hiç arzu etmiyordum. Belki bir gururu ve bir enâniyeti ihsâs eder fikriyle beyân etmek, bana pek nâhoştur. Fakat, mâdem ehl-i dünya evhâmlı bir sûrette soruyorlar, ben de derim ki: Küçüklüğümden beri halkların malını kabûl etmemek (velev zekât dahi olsa), hem maaşı kabûl etmemek (yalnız bir-iki sene Dâru'l-Hikmeti'l-İslâmiye’de dostlarımın icbarıyla kabûl etmeye mecbur oldum ve o parayı da ma'nen millete iâde ettik.) Hem maîşet-i dünyeviye için minnet altına girmemek, bütün ömrümde bir düstur-u hayatımdır. Ehl-i memleketim ve başka yerlerde beni tanıyanlar bunu biliyorlar. Bu beş seneki nefyimde çok dostlar, bana hediyelerini kabûl ettirmek için çok çalıştılar, kabûl etmedim.

“Öyle ise nasıl idare edersin.” denilse, derim: “Bereket ve ikram-ı İlâhî ile yaşıyorum.” Nefsim, çendan her hakarete, her ihanete müstehak ise de, fakat Kur'ân hizmetinin kerâmeti olarak erzâk hususunda ikram-ı İlâhî olan berekete mazhar oluyorum. ﴾ وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ﴿ sırrıyla,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.