bîçâre, âciz, fakir ve kusurlu görüyorum. O vakit bütün dünya beni medh ü senâ etse, beni inandıramaz ki, ben iyiyim ve sâhib-i kemâlim.
Üçüncüsü: Hakîki şahsiyetim; yani, Eski Said’in bozması bir şahsiyetim var. Onda Eski Said’den irsiyet kalma bazı damarlar var ki, bazen riyâ ve hubb-u câha bir arzu bulunuyor. Hem asîl bir hânedândan olmadığımdan, hısset derecesinde iktisada düşkün ve pest ahlâklar görünüyor. Sizi bütün bütün kaçırmamak için bu şahsiyetimin gizli çok fenâlıklarını ve sû-i hâllerini söylemeyeceğim... Cenâb-ı Hak merhametkârâne inâyetini benim hakkımda böyle göstermiş ki, en ednâ bir nefer gibi bu şahsımı en àlî ve hàs bir mürşid hükmünde olan esrâr-ı Kur'âniyede istihdam ediyor. Yüzbin şükür olsun.
Nefis cümleden ednâ;
vazife cümleden a'lâ.”
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّي ∗∗∗
► (11) ◄
[Mahkeme dehşetli korkarak kararnâmede aleyhimizde kaydettiği bir cümledir. Hâlbuki, onbeş sene evvel yazılan o şiddetli cümle, sonradan bu gelen cümle ile ta'dil edilmiş.]
“Kardeşlerim!.. Masûmların ve ihtiyarların hatırları için beni zulmen öldürenlerden intikamımı almayınız. Azâb-ı kabir ve sakar onlara yeter.” fıkrası, onları insafa getirmek lâzımdı.
“Mâdem sizlerle –i'tikàdınızca ve bana edilen muâmeleye nazaran– küllî bir muhâlefetimiz var. Siz, dininizi ve âhiretinizi dünyanız uğrunda fedâ ediyorsunuz. Elbette mâbeynimizde –tahmininizce– bulunan muhâlefet sırrıyla, biz dahi hilâfınıza olarak dünyamızı dinimiz uğrunda ve âhiretimize her vakit fedâ etmeğe hazırız. Sizin zâlimâne ve vahşiyâne hükmünüz altında bir-iki sene zelîlâne geçecek hayatımızı kudsî bir şehâdeti kazanmak için fedâ etmek bize âb-ı kevser hükmüne geçer. Fakat Kur'ân-ı Hakîm’in feyzine ve işâretine istinâden, sizi titretmek için size kat'î haber veriyorum ki: Beni öldürdükten sonra yaşayamayacaksınız. Kahhâr bir el ile bu fânî Cennetinizden ve mahbûbunuz olan dünyadan tardedilip ebedî zulümâta çabuk atılacaksınız. Arkamdan pek çabuk sizin Nemrudlaşmış reisleriniz gebertilecek ve yanıma gönderilecek. Ben de huzur-u İlâhîde yakalarını tutup adâlet-i İlâhiye onları esfel-i sâfilîne atmakla intikamımı alacağım.
