İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 100 / 656
100

hadsiz mu'cizeleriyle imza ve isbât ettikleri bir hakikati inkâr eden ehl-i dalâlet ne derece hadsiz bir hatâ, bir cinayet ettiklerini ve ne kadar hadsiz bir azâba müstehak olduklarını anladı ve onları tasdik edip îmân getirenler ne kadar haklı ve hakikatli olduklarını bildi; îmân kudsiyetinin büyük bir mertebesi daha ona göründü.

Evet, Enbiyâyı (Aleyhimüsselâm), Cenâb-ı Hak tarafından fiilen tasdik hükmünde olan hadsiz mu'cizâtlarından ve hakkâniyetlerini gösteren, muârızlarına gelen semâvî pek çok tokatlarından ve hak olduklarına delâlet eden şahsî kemâlâtlarından ve hakikatli ta'limâtlarından ve doğru olduklarına şehâdet eden kuvvet-i îmânlarından ve tam ciddiyetlerinden ve fedâkârlıklarından ve ellerinde bulunan kudsî kitab ve suhuflarından ve onların yolları doğru ve hak olduğuna şehâdet eden ittibâ'larıyla hakikate, kemâlâta, nura vâsıl olan hadsiz tilmizlerinden başka, onların ve o pek ciddi muhbirlerin müsbet mes'elelerde icmâı ve ittifakı ve tevâtürü ve isbâtta tevâfuku ve tesânüdü ve tetâbuku öyle bir hüccettir ve öyle bir kuvvettir ki; dünyada hiçbir kuvvet karşısına çıkamaz ve hiçbir şübhe ve tereddüdü bırakmaz. Ve îmânın erkânında umum Enbiyâyı (Aleyhimüsselâm) tasdik dahi dâhil olması, o tasdik büyük bir kuvvet menba'ı olduğunu anladı. Onların derslerinden çok feyz-i îmânî aldı.

İşte, bu yolcunun mezkûr dersini ifâde mânâsında Birinci Makamın sekizinci mertebesinde:

لَااِلٰهَاِلَّااللّٰهُ الَّذِى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِي وَحْدَتِهِ: إِجْمَاعُ جَمِيعِ الْاَنْبِيَاءِ، بِقُوَّةِ مُعْجِزَاتِهِمُ الْبَاهِرَةِ، الْمُصَدِّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ

denilmiş.

9. Mertebe: Ulemâlar {9}

Sonra îmânın kuvvetinden ulvî bir zevk-i hakikat alan o seyyah-ı tâlib, Enbiyâ Aleyhimüsselâm’ın meclisinden gelirken, ulemânın ilmelyakìn sûretinde kat'î ve kuvvetli delillerle, Enbiyâların (Aleyhimüsselâm) da'vâlarını isbât eden ve asfiyâ ve sıddıkîn denilen mütebahhir, müçtehid muhakkìkler, onu dershânelerine çağırdılar. O da girdi, gördü ki: Binlerle dâhî ve yüzbinlerce müdakkik ve yüksek ehl-i tahkîk kıl kadar bir şübhe bırakmayan tedkîkàt-ı amîkalarıyla, başta vücûb-u vücûd ve vahdet olarak müsbet mesâil-i îmâniyeyi isbât ediyorlar.

Evet, isti'datları ve meslekleri muhtelif olduğu hâlde usûl ve erkân-ı îmâniyede onların müttefikan ittifakları ve herbirisinin kuvvetli ve yakìnî

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.