► (27) ◄
Sizi te'min ederim ki; şimdi ecel gelse, ölsem, kemâl-i rahat-ı kalble karşılayacağım. Çünkü içinizde kuvvetli, metîn, genç çok Saidler bulunduğuna ve bu bîçâre, ihtiyar, hasta, zaîf Said’den çok ziyâde Risale-i Nura sâhib ve vâris ve hâmî olacaklarına kanâatim geliyor. Nazîf’in pusulasında isimleri yazılan ve te'sirli bir sûrette kuvve-i maneviyeyi takviye eden zâtlara çok minnetdâr ve çok müferrah oldum. Zâten ben onların böyle olacaklarını tahmin ederdim. Cenâb-ı Hak, onları muvaffak ve başkalara da hüsn-ü misâl eylesin, âmîn! ∗∗∗
► (28) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Mâdem âhiret için, hayır için, ibâdet ve sevâb için, îmân ve âhiret için Risale-i Nur ile bağlanmışsınız; elbette bu ağır şerâit altında herbir saati yirmi saat ibâdet hükmünde ve o yirmi saat ise Kur'ân ve îmân hizmetindeki mücâhede-i maneviye haysiyetiyle yüz saat kadar kıymetdâr ve yüz saat ise böyle herbiri yüz adam kadar ehemmiyetli olan hakîki mücâhid kardeşler ile görüşmek ve akd-i uhuvvet etmek, kuvvet vermek ve almak ve tesellî etmek ve mütesellî olmak ve hakîki bir tesânüdle kudsî hizmete sebatkârâne devam etmek ve güzel seciyelerinden istifade etmek ve Medresetü'z-Zehrâ’nın şâkirdliğine liyâkat kazanmak için açılan bu imtihan meclisi olan şu Medrese-i Yûsufiye’de ta'yınını ve kaderce takdir edilen kısmetini almak ve mukadder rızkını yemek ve o yemekte sevâb kazanmak için buraya gelmenize şükretmek lâzımdır. Bütün sıkıntılara karşı mezkûr fâideleri düşünüp sabır ve tahammülle mukàbele etmek gerektir.
Said Nursî ∗∗∗
► (29) ◄
Kardeşlerim!
Ben kalben arzu ederim ki; çelik ve demir gibi sebatkâr Isparta ve civarındakiler gibi metîn kahramanlar (Husrevler, Hâfız Aliler gibi) Kastamonu tarafından dahi burada görünsün. Hadsiz şükür ediyorum ki; Kastamonu Vilâyeti, benim arzumu tam yerine getirdi, müteaddid kahramanları imdâdımıza gönderdi. Hayâlimde her vakit bulunan, fakat isimlerini yazamadığım için yanınızda fedâkâr kardeşlerime birer birer selâm ve selâmetlerine duâ ederim. ∗∗∗
► (30) ◄
Azîz, Sıddık, Sebatkâr ve Vefâdâr Kardeşlerim!
Sizi müteessir etmek veya maddî bir tedbir yapmak için değil, belki şirket-i maneviye-i duâiyenizden daha ziyâde istifadem için ve sizin
