► (27) ◄
[Bu fıkradaki hâdiseler vâkıa mutâbık ve acîb bir tarzda: Beni mahzûn etmeyiniz, zemin hiddet eder dediğimden üç dakika sonra zelzele olmasını, hayret ve taaccüble tahsin etmek şefkatin iktizası olduğu hâlde, medâr-ı tenkid olamaz.]
“Dört saat ifâdesi alınıp sıkıntı çekmesinden on saat sonra, âdeta aynı zamanda iki milyon lira zarar veren maârif yangını gösterdi ki; Risale-i Nur belâların def'ine bir vesiledir ki, Nurlara hücum edildi, belâ yol buldu, geldi.” denilmektedir.
Yüzkırkbir numaralı mektûbda: Dört buçuk saat ifâdesi alındıktan sonra, Ankara’da maârif dâiresinin ve otomobil garajının, İzmir’de bir fabrikanın, Adana’da büyük bir binanın yanmasından bahisle bunun bir tesâdüf olmadığı isbâta kalkışıldıktan sonra, “Beni Risalelerimden mahrum etmeyiniz. Yoksa hem bana, hem bu vatana yazık olur, zemin zelzele ile hiddet eder, dediğinden üç dakika sonra üç sâniye devam eden zelzele, zeminin hiddeti ve ateş ile maârif dâiresini sarması, mahkemece dört defa isbât edilen çok defa zelzelenin Risale-i Nura ve şâkirdlerine taarruzları zamanına gelmesi tesâdüf olamaz. Risale-i Nurun bu memlekette belânın def'ine vesile olduğu çok hâdiselerle tahakkuk etmiştir.” denilmektedir.
Yüzkırkyedi numaralı mektûbda: Bu defa bize hücumların aynı zamanında kış çok hiddet etti, şiddetli soğuk ve fırtına ile havanın kızdığı gösterdi ki; hücumların durmasıyla ve Nurcuların ferâhlanmasıyla Zemherir günlerinin Nevrûz günleri gibi gülmeye başlaması... Ve maârif dâiresinin yanması küllî bir tokattır. ∗∗∗
► (28) ◄
[Tebrik ve âferin ile mukàbele edilecek bir hâle i'tirâz nazarıyla bakılmaz.]
Bu defa bana mahkemede sordukları çok mânâsız suâller içinde “Ne ile yaşıyorsun?” dediler. Dedim ki: “İktisad bereketiyle. Bir vakit Isparta’da bir Ramazanda bir ekmek, bir kilo torba yoğurdu, bir kilo pirinç ile yaşayan bir adam, maîşet için dünyaya tenezzül etmez ve hediyeyi de kabûl etmeğe mecbur olmaz.” dedim. ∗∗∗
