İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 156 / 656
156

Çünkü; ebedî bir güzelliği var, gelecek. Ve böyle dâimî arkadaşlığın hatırı için herbir fedâkârlığı ve merhameti yaparım diyerek o ihtiyare karısına, güzel bir hûri gibi muhabbetle, şefkatle, merhametle mukàbele edebilir. Yoksa, kısacık bir-iki saat sûrî bir refâkatten sonra ebedî bir firâk ve müfârakata uğrayan arkadaşlık; elbette gayet sûrî ve muvakkat ve esâssız, hayvan gibi bir rikkat-i cinsiye mânâsında ve bir mecâzî merhamet ve sun'î bir hürmet verebilir. Ve hayvanatta olduğu gibi; başka menfaatler ve sâir gâlib hisler, o hürmet ve merhameti mağlûb edip o dünya Cennetini Cehenneme çevirir.

İşte, îmân-ı haşrînin yüzer neticesinden birisi, hayat-ı ictimâiye-i insaniyeye taalluk eder. Ve bu tek neticenin de yüzer cihetinden ve faydalarından mezkûr dört delile sâirleri kıyâs edilse anlaşılır ki; hakikat-i haşriyenin tahakkuku ve vukû'u, insaniyetin ulvî hakikati ve küllî hâceti derecesinde kat'îdir. Belki, insanın midesindeki ihtiyacın vücûdu; taamların vücûduna delâlet ve şehâdetinden daha zâhirdir. Ve daha ziyâde tahakkukunu bildirir. Ve eğer bu hakikat-i haşriyenin neticeleri insaniyetten çıksa; o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayatdâr olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini isbât eder.

Beşerin idare ve ahlâk ve ictimâiyatı ile çok alâkadar olan ictimâiyyûn ve siyâsiyyûn ve ahlâkıyyûnun kulakları çınlasın!.. Gelsinler, bu boşluğu ne ile doldurabilirler? Ve bu derin yaraları ne ile tedâvi edebilirler?

İkinci Nokta

İKİNCİ NOKTA: Hakikat-i haşriyenin hadsiz bürhânlarından sâir erkân-ı îmâniyeden gelen şehâdetlerin hülâsasından çıkan bir bürhânı, gayet muhtasar bir sûrette beyân eder. Şöyle ki:

Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın risaletine delâlet eden bütün mu'cizeleri ve bütün delâil-i nübüvveti ve hakkâniyetinin bütün bürhânları, birden hakikat-i haşriyenin tahakkukuna şehâdet ederek isbât ederler. Çünkü; bu zâtın bütün hayatında bütün da'vâları, vahdâniyetten sonra haşirde temerküz ediyor. Hem, umum Peygamberleri tasdik eden ve ettiren bütün mu'cizeleri ve hüccetleri aynı hakikate şehâdet eder. Hem وَبِرُسُلِهِ kelimesinden gelen şehâdeti bedâhet derecesine çıkaran وَكُتُبِهِ şehâdeti de aynı hakikate şehâdet eder. Şöyle ki:

Başta Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın hakkâniyetini isbât eden bütün mu'cizeleri, hüccetleri ve hakikatleri birden hakikat-i haşriyenin tahakkukuna ve vukû'una şehâdet edip isbât ederler. Çünkü; Kur'ânın hemen üçten birisi haşirdir. Ve ekser kısa sûrelerinin başlarında gayet kuvvetli âyât-ı haşriyedir. Sarîhan ve işâreten binler âyâtıyla aynı hakikati haber verir. İsbât eder, gösterir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.