İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 299 / 656
299

ihtimaline binâen derim: Bu derece kıymetdâr bir mala bu maddî ve manevî fiat veren ve bu azâbı çeken o maldan vazgeçmek büyük bir hasârettir. Hem herbirisi, Risale-i Nurun eczâlarını ve alâkadarlarını ve bizi muhâfaza ve yardım ve hizmeti birden bıraksa; hem ona, hem bizlere lüzumsuz bir zarardır. Onun için; ihtiyatla beraber, sadâkati ve irtibatı ve hizmeti değiştirmemek lâzımdır. ∗∗∗

► (76) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Bir cilve-i inâyet-i Rabbâniye ve bir himâyet-i hıfz-ı İlâhiyedir ki; Ankara’da ehl-i vukûf hey'eti, Risale-i Nurun hakikatlerine karşı mağlûb olup, şiddetli tenkid ve i'tirâzın çok esbâbı var iken âdeta berâetine karar verdiklerini işittim. Hâlbuki mahremlerin şedîd ifâdeleri ve müdafaâtın dokunaklı meydân okumaları ve maârif vekilinin dehşetli hücumu ve ehl-i vukûfun hey'etinde maârif dâiresine mensûb ehemmiyetli iki maddî feylesofların ve yeni icâdlara tarafdâr büyük bir âlimin bulunması ve bir seneden beri gizli zındıka komitesi aleyhimize Halk Fırkasını ve Maârifi sevketmesi cihetiyle, ehl-i vukûfun pek şiddetli i'tirâzları ve bizi ağır cezalarla ittiham etmelerini beklerken, himâyet ve inâyet-i rahmâniye imdâda yetişip onlara Risale-i Nurun yüksek makamını göstererek, şiddetli tenkidlerden vazgeçirmiş. Hattâ bizi cezalardan kurtarmak fikriyle ve Eskişehir Mes'elesi ve Otuzbir Mart hâdise-i meşhûresiyle beni sâbıkalı bir mücrim-i siyâsî nazarıyla baktırmamak ve sırf din ve îmân için hareket ettiğimizi ve siyaset fikri bulunmadığını göstermek fikriyle demişler ki: “Said Nursî, eskiden beri ara sıra peygambere verasetlik da'vâsında bulunur. Kur'ân ve îmân hizmetinde müceddidlik tavrını alır, yani bazen bir nev'i cezbeye mağlûb olup meczûbâne hareket eder.” İşte bu fıkra ile feylesofların dinsizce tâbirler ile, kim olursa olsun din lehinde kuvvetli hareket edenlere: Vazifesi, müceddidlik irsiyetiyle yapıyor diye, hem bir kısım kardeşlerimiz haddimden çok ziyâde hüsn-ü zanlarını tenkid etmek, hem bana bir cezbe isnâd ile şiddetlerimde beni siyasetten ve cezadan tebrie etmek ve bize muârız ve düşman olanlarını bir derece okşamak ve işâret-i Kur'âniye ve kerâmât-ı Aleviye ve Gavsiye hakikatleri kuvvetli olduklarını göstermek ve herkese kıyâsen bende dahi bulunması tahminlerince muhakkak olan hubb-u câh ve enâniyet ve hodfürûşluğu kırmak için, o dinsizce feylesofâne tâbirini istimâl etmişler. O tâbire karşı Risale-i Nur, baştan nihâyetine kadar güneş gibi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.