► (24) ◄
[Şefkat-i îmâniyeden gelen bu masûmâne ve hàlisâne ve hayretkârâne ümîd ve arzu ve temennîyi bir suç tevehhüm edenler, elbette kendileri suçludurlar.]
Said imzalı bir mektûbda; “Yedi yaşından on yaşına kadar masûm çocuklar, faytonla gezdiğim vakit, beni görünce koşuşup ellerime sarılmalarının hikmeti nedir?” diye hayret ediyordum. Birden ihtar edildi ki; “küçük masûmlar tâifesi bir hiss-i kable'l-vukû' ile Risale-i Nurla saâdet bulacaklarını ve tehlike-i maneviyelerden kurtulacaklarını hissettiklerini anladım.” denmektedir. ∗∗∗
► (25) ◄
[Bu fıkra başta lehimde ve âhirde bir arzu ve bir temennî iken suç saymak insaftan hàriçtir.]
Bir kısım âyetler ve hadîslerin müttefikan bu asırda bir hakikat-i nurâniyeye işâret ettikleri ve âhir zamanda gelecek bir müceddid-i ekberi gösterdikleri ve o gelecek zâtın ve cem'iyetinin üç vazifesinden en ehemmiyetlisi îmânı kurtarmak olduğu ve Şerîatı ihyâ ve hilâfeti tatbik gibi çok geniş dâirede hükmeden bu iki vazifesini nazara almamalarının zararsız olduğu fakat Nurun muârızlarının, hususan siyâsî tâifenin tenkidine ve hücumuna vesile olabileceği, onun için kendisinin müdakkik kardeşimizin risaleciğinin bir kısmını ve bazı cümlelerini kaldırıp ta'dil ederek göndereceği yazılıyor.
Said Nursî imzalı bir mektûbda: Dâru'l-Fünûna inkılâb eden harbiye nezâretinin kapısındaki
﴾ اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُب۪ينًا ﴾ ﴿ وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا ﴿ hatt-ı Kur'ânînin üzeri mermer taşlarla kapatılmışken, meydâna çıkarılması, şimdi yeniden hatt-ı Kur'âniye bir nümûne-i müsâade ve Risale-i Nurun takib ettiği maksadına bir vesile ve üniversitenin bir Nur Medresesi olmasına işâret olarak gösterilmektedir. ∗∗∗
► (26) ◄
[Tekbiratü'l-Hüccac mektûbumda hakikat ve izâhıma karşı tenkidlerine, Husrev’in âhirdeki hâşiyesi tam cevaptır.]
Said en-Nursî imzalı “Tekbiratü'l-Hüccac fî Arafat” başlıklı mektûbda; “Nurun ehemmiyetli bir kısım şâkirdleri pek musırrâne olarak âhirzamanda gelen Âl-i Beyt’in büyük bir mürşidi seni zannediyorlar. Sen de onların
