İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 652 / 656
652

Ve kezâ cihât-ı sitteyi tenvir eden îmân sâyesinde insanın şu dar zaman ve mekânı geniş ve rahat bir âleme inkılâb eder. Bu büyük âlem bir insanın hânesi gibi olur ve mâzi, müstakbel zamanları, insanın rûhuna, kalbine bir zaman-ı hâl hükmünde olur. Aralarında uzaklık kalkıyor.

Üçüncü Nokta

Üçüncü Nokta: Îmânın istinâd ve istimdâd noktalarını hâvî olmasından “Elhamdülillâh” demesi iktiza eder.

Evet, nev'i beşer, aczi ve düşmanların kesreti dolayısıyla dayanacak bir nokta-i istinâda muhtaçtır ki düşmanlarını def' için o noktaya ilticâ etsin. Ve kezâ, kesret-i hâcât ve şiddet-i fakr dolayısıyla da istimdâd edecek bir nokta-i istimdâda muhtaçtır ki, onun yardımı ile ihtiyaçlarını def'etsin.

Ey insan! Senin nokta-i istinâdın ancak ve ancak Allah’a olan îmândır. Rûhuna, vicdânına nokta-i istimdâd ise ancak âhirete olan îmândır. Binâenaleyh bu her iki noktadan haberi olmayan bir insanın kalbi, rûhu tevahhuş eder; vicdânı dâima muazzeb olur. Lâkin birinci noktaya istinâd ve ikincisinden de istimdâd eden adam kalben ve rûhen pekçok zevk ve lezzetleri, ünsiyetleri hisseder ki; hem mütesellî, hem vicdânı mutmain olur.

Dördüncü Nokta

Dördüncü Nokta: Îmân nuru, lezâiz-i meşrûanın zevâle başladıkları zaman hâsıl olan elemleri, emsâlinin vücûd ve gelmekte olduklarını göstermekle izâle eder.

Ve kezâ, ni'metlerin devam edip tenâkus etmemesini, ni'metlerin menba'ını göstermekle te'min eder.

Ve kezâ, firâk ve ayrılmaların elemlerini teceddüd-ü emsâlinin lezzetini göstermekle izâle eder. Yani zevâl düşüncesi ile bir lezzette çok elemler olur ki, îmân o elemleri teceddüd-ü emsâli ile ihtar ve izâle eder. Maahazâ lezzetlerin teceddüdünde de başka lezzetler vardır. Evet, bir semerenin şeceresi olmasa, o semerede münhasır kalan lezzet, onun yemesi ile zâil olur ve zevâli de mûcib-i teessür olur. Fakat o semerenin şeceresi mâruf ise, o semerenin zevâlinden elem hâsıl olmuyor, çünkü yerine gelen var. Ve aynı zamanda, teceddüd hadd-i zâtında bir lezzettir.

Ve kezâ rûh-u beşeri en ziyâde sıkan, ayrılmalardan neş'et eden elemlerdir. Nur-u îmân o elemleri teceddüd-ü emsâl ve tahaddüs-ü visâl ümîdi ile izâle eder.

Beşinci Nokta

Beşinci Nokta: İnsan şu mevcûdâtta kendisine düşman ve ecnebî tevehhüm ettiği veya ölüler, yetîmler gibi hayatsız, perîşan vehmettiği şeyleri nur-u îmân, ahbab ve kardeş sıfatı ile gösterir ve hayatdâr tesbih-hân (tesbih eden) şeklinde irâe eder. Yani gafletle bakan adam âlemin mevcûdâtını düşman gibi muzır telâkki ederek tevahhuş eder. Ve eşyayı ecnebîler gibi görür. Çünkü, dalâlet nazarında mâzi ve istikbâl zamanlarındaki eşya

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.