İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 17 / 656
17

İkinci Makam

İkinci Makam

[Tevhidi ve vahdâniyeti ve vahdeti, kat'î bir sûrette iktiza ve istilzam ve icâb eden ve şirki ve iştirâki kabûl etmeyen ve müsâade vermeyen deliller hadsizdirler. Onlardan yüzler, belki binler bürhânlar Risale-i Nurda tafsîlen isbât edildiğinden, burada muktazîlerin üç adedine icmâlen işâret edilecek.]

Birincisi

BİRİNCİSİ: Bu kâinâtta, göz ile görünen hakîmâne ef'âlin ve basîrâne tasarrufâtın şehâdetiyle bu masnûât, bir Hâkim-i Hakîm’in, bir Kebîr-i Kâmilin hududsuz sıfât ve isimleriyle ve nihâyetsiz mutlak olan ilim ve kudretiyle yapılıyor, icâd ediliyor.

Evet, bir hads-i kat'î ile bu eserlerden o Sâni'in; hem rubûbiyet-i âmme derecesinde hâkimiyeti ve âmiriyeti.. hem ceberûtiyet-i mutlaka derecesinde kibriyâsı ve azameti.. hem ulûhiyet-i mutlaka derecesinde kemâli ve istiğnâsı.. hem hiçbir kayıt altına girmeyen ve hiçbir hadd-i nihâyet bulunmayan fa'âliyeti ve saltanatı var olduğu anlaşılır ve kat'î bilinir, belki görünür. Hâkimiyet ve kibriyâ ve kemâl ve istiğnâ ve ıtlâk ve ihâta ve nihâyetsizlik ve hadsizlik ise, vahdeti istilzam edip, iştirâke zıttırlar.

Amma hâkimiyet ve âmiriyetin vahdete şehâdetleri ise; Risale-i Nurun çok yerlerinde gayet kat'î bir sûrette isbât edilmiş. Hülâsatü'l-hülâsası şudur ki:

Hâkimiyetin şe'ni ve muktezâsı istiklâliyet ve infiraddır ve gayrın müdâhalesini reddir. Hattâ aczleri için muâvenete fıtraten muhtaç olan insanlar dahi, o hâkimiyetin bir gölgesi cihetiyle gayrın müdâhalesini red ve istiklâliyetini muhâfaza etmek için bir memlekette iki pâdişah, bir vilâyette iki vâli, bir nahiyede iki müdür, hattâ bir mahallede iki muhtar bulunmuyor. Eğer bulunsa herc ü merc olur; ihtilâl başlar, intizam bozulur. Mâdem, hâkimiyetin bir gölgesi, âciz ve muâvenete muhtaç olan insanlarda bu derece müdâhale-i gayrı ve iştirâki reddedip kabûl etmezse; elbette aczden münezzeh bir Kadîr-i Mutlakta, rubûbiyet sûretindeki hâkimiyet, hiçbir cihetle iştirâki ve müdâhale-i gayrı kabûl etmez. Belki gayet şiddetle reddeder ve şirki tevehhüm ve i'tikàd edenleri gayet hiddetle dergâhından tardeder. İşte, Kur'ân-ı Hakîm’in, ehl-i şirk aleyhinde gayet şiddet ve hiddetle beyânâtı bu mezkûr hakikatten ileri geliyor.

Amma, kibriyâ ve azamet ve celâlin vahdete şehâdetleri ise; o dahi Risale-i Nurda parlak bürhânlarıyla beyân edilmiş. Burada gayet muhtasar bir meâline işâret edilecek.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.