► (07) ◄
[Son Posta Gazetesine yazdıranların ve ihbar edenlerin ve mahkemeyi mecbur edip bize ceza verdirenlerin iltibasları, sehiv ve yanlışları]
1. Yedinci Ricâ’da, Ankara kalesinde dört-beş ihtiyarlığın ve hilâfet saltanatının vefâtı beni mahzûn eyledi demiştim. Ondört sene evvel Eskişehir Mahkemesi bu kelimeye ilişti. Ben dedim; saltanatın vefâtı değil, belki hilâfet saltanatının vefâtı demişim. Siz bir “nun”u okumadınız. Sonra sustular.
2. Lâtin harfinin kabûlü değil, belki Kur'ân hurûfunun dersinin men'ine yirmi sene evvel bir mahrem risalede i'tirâz etmişim.
3. Otuz-kırk sene evvel hakàik-ı Kur'âniyeyi müdafaa için, bütün İslâm müçtehidlerine ve müfessirlerine ittibâen, Kur'ânın irsiyet ve tesettür hakkındaki sarîh âyetlerini tefsirim ve dört-beş defa hükûmetin tedkikinden geçtikten sonra bize iâde edilen yalnız Tesettür Risalesi bahânesiyle, kanunen değil... belki kanâat-ı vicdâniye ile bana hafif ceza çektiren ve mürûr-u zamana uğrayan ve af kanunları gören ve Denizli ve temyiz mahkemelerince berâet kazanan birkaç cümleye yanlış mânâ verip, bize ceza vermesini haklı gören Son Posta Gazetesi düşünsün ki; ne kadar o neşriyatta hatâ var. Efkâr-ı âmmeyi aldatmamak lâzımdır.
4. Nurun bir şâkirdinin hususî kanâatini umum Nurculara vermesi ve birisinin hususî bir dostuna yazdığı âdi bir mektûbu mevhûm bir gizli cem'iyetin nâşir-i efkârı telâkki etmesi ve otuz-kırk senede te'lif edilen yüzotuz risaleyi bu sene yazılmış ve hiç mahkemeleri görmemiş gibi üç-dört mahrem risalede olan otuz-kırk kelimeyi yüzotuz Risale-i Nurdaki bütün yüzbin kelimelere teşmîl edip umumunu mes'ûl etmesi ve yirmiüç seneden beri beni tarassud ve nezâret altında tutan ve dört-beş mahkemelere sevkeden ve beş-altı defa Risale-i Nurun ekseriyet-i mutlaka eczâlarını müsâdereden sonra iâde eden beş-altı vilâyetin hükûmetlerini ve adliyelerini ve zâbıtalarını bizim o mevhûm, asılsız suçlarımıza tam teşrîk etmesidir.
5. Nurun mahrem parçalarında tesâdüf ihtimali –kanâatimizce– bulunmayan bazı tevâfukât-ı gaybiye ve tetâbukat-ı riyâziye ve ebcediye ve çok İşârât-ı Kur'âniye bil'ittifak hem mânâ, hem riyâzî ve cifrî hesabıyla Risale-i Nurun makbûliyetine imza basmaları ve İmâm-ı Ali (R.A.) Celcelûtiye’sinde sarâhate yakın Risale-i Nurdan haber vermesini ve Gavs-ı A'zam’ın (K.S.) yine imza basmasını bizler kat'î bir kanâat ile hakkımızda bir inâyet-i Rabbâniye ve bir ikram-ı Sübhânî ve Nurların
