İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 377 / 656
377

makbûliyetine bir işâret-i gaybiye ve Kur'ânın bir mu'cize-i maneviyesi olan Risale-i Nurdaki hakàik-ı îmâniyenin bir nev'i kerâmâtı biliyoruz. Biz, hususan ben, gayet derece kuvve-i maneviyeye ve kudsî tesellîye çok muhtaç olduğumuz bir zamanda ihtiyarımızın haricinde bu işârât-ı gaybiyeyi gördük ve tasdik ettik. Fakat bir zaman gizledik. Sonra şahsımın aleyhinde pek şiddetli propaganda ve eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdâd başlamasıyla Nurlara muhtaç ve müştâklar çekinmeğe başlamamak için hàs kardeşlerime gösterdim, onlara çok fâide verdiği için bir derece izhâr ettik.

Yirmiiki sene eşedd-i zulme hedef olduğumun ve hukuk-u medeniyeden iskàt edildiğimin tek bir nümûnesi şudur ki; onbir ay tecrid-i mutlakta hizmetçilerim ve hàs kardeşlerim bana temâs etmemek için şiddetle yasak edilip aleyhimizde müddeiumumî altmış sahife ve mahkeme ellibir sahife iddianâme ve kararnâme yazdıkları hâlde, çok ricâ ettiğimizle beraber yalnız iki günde üç-dört saatten başka izin vermediler. Ben yeni hurûfu bilmediğimden çok yalvardım ki; benim dilimi bilecek ve bana kararnâmeyi ve iddianâmeyi okuyacak ve benim i'tirâznâmemi yazacak bir talebemin yanıma gelmesine izin veriniz. İzin vermediler. Hattâ dört saat yüz yanlışını isbât ettiğimiz iddianâmeyi ve birkaç ay sonra daha garazkârâne bin dereden su toplamak ve yanlış mânâ vermek ile aleyhimizde pek şiddetli ikinci bir iddianâmeyi bize dinlettirdikleri hâlde; çok yalvardım ki, üç sahifecik mukàbelemi okumaya müsâade ediniz. İzin vermediler.

Medâr-ı hayrettir ki; beni konuştursa idiler, Nurun dünyaya baktığı nâdir bazı cümlelerini lehimde söyleyecektim. Kararnâmede aynı cümleleri, yanlış mânâ vererek aleyhimde yazmışlar; ben de mahkemeye, verdikleri cezaya mukâbil teşekkürnâme yazdım. Benim bedelime siz, Risale-i Nurun bir kısım mühim fıkralarını neşredip bir cihette Nurcu olduğunuzu isbât ettiniz. Ben de şimdiye kadar bana hilâf-ı kanun verdikleri azâb ve sıkıntıdan onlara hakkımı helâl ettim.

Acaba garîb, hastalıklı, çok ihtiyar, ziyâde zaîf, tam fakir ve yarım ümmî ve kendini çok bîçâre bilir ve hodfürûşluktan ve tasannu'dan kaçmak isteyen bir adam; vatan ve millete, belki Âlem-i İslâma ehemmiyetli alâkası bulunan bir vazife-i îmâniye ve Kur'âniyeyi hakkıyla yapmak için, siyasetle alâkaları bulunmayan bazı zâtların yardımlarını ve ondan kaçmamalarını te'min etmek fikriyle kat'î kanâat getirdiği ve büyük edîbler ve meşhûr âlimlerin kabûl ettikleri bir kaide ile binden ziyâde işârât-ı gaybiyeden ve yüz hâdisâtın tam tamına tevâfuklarından bir kısmını izhâr etmesi; hiçbir cihetle medâr-ı i'tirâz ve mes'ûliyet olabilir mi ve dine muhâlif ve kanuna aykırı olur mu diye Son Posta gazetesinden ve bizi suçlu yapandan soruyorum?

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.