► (87) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık, Sarsılmaz Kardeşlerim!
Evvelâ: اَلْخَيْرُ فِيمَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ sırrınca mes'elemizin te'hirinde hayır var. Kalbim ve Nurların serbestiyeti öyle istiyordu. Siz hem birbirinizi tesellî, hem kuvve-i maneviyeyi takviye, hem tatlı sohbetle müzâkere-i ilmiye, hem Nurların yazması ve mütâlaalarıyla bu geçici zahmetin noktasını siler rahmet yapmağa, bu fânî saatleri bâkî saatlere çevirmeğe muvaffak olursunuz.. inşâallâh.
Sâniyen: Mâdem bayramlaşmamız mahkemenin muvakkat hapis menzilinde oldu, ben de bayram tatlısı olarak; Konya kahramanı Zübeyr’in bana getirdiği zemzem ile Nurs Karyesi’nin bence çok mânidâr balını gönderdim. Siz bal matarasına su koyun, karıştırınız. Sonra zemzemi içine bırakınız, kemâl-i âfiyetle içiniz.
Said Nursî ∗∗∗
► (88) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ehemmiyetli bir taraftan ehemmiyetli ve mânidâr bir suâl edilmiş. Bana sordular ki: “Sizin cem'iyet olmadığınız, üç mahkeme o cihette berâet vermesiyle ve yirmi seneden beri tarassud ve nezâret eden altı vilâyetin o noktadan ilişmemeleriyle tahakkuk ettiği hâlde, Nurcularda öyle hàrika bir alâka var ki hiçbir cem'iyette, hiçbir komitede yoktur. Bu müşkülü halletmenizi isteriz.” dediler.
Ben de cevaben dedim ki: “Evet, Nurcular cem'iyet-memiyet, hususan siyâsî ve dünyevî ve menfî ve şahsî ve cemâatî menfaat için teşekkül eden cem'iyet ve komite değiller ve olamazlar. Fakat, bu vatanın eski kahramanları kemâl-i sevinçle şehâdet mertebesini kazanmak için rûhlarını fedâ eden milyonlar İslâm fedâilerinin ahfâdları, oğulları ve kızları, o fedâilik damarından irsiyet almışlar ki, bu hàrika alâkayı gösterip Denizli Mahkemesinde bu âciz bîçâre kardeşlerine bu gelen cümleyi onlar hesabına söylettirdiler: ‘Milyonlar kahraman başlar fedâ oldukları bir hakikate başımız dahi fedâ olsun!’ diye onlar
