İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 280 / 656
280

diye Cenâb-ı Hakk’a yalvarmış, o bîçâre şeyhini kurtarmış; birdenbire terakkî edip bütün mürîdlerinden geçmiş, yine onlara mürşid-i hakîki kalmış. Demek bazen bir mürîd, şeyhinin şeyhi oluyor. Ve asıl hüner, kardeşini fenâ gördüğü vakit onu terketmek değil, belki daha ziyâde uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadâkatin şe'nidir. Münâfıklar, böyle vaziyetlerde kardeşlerin tesânüdünü ve birbirine karşı hüsn-ü zanlarını bozmak için derler: “İşte o kadar ehemmiyet verdiğin zâtlar; âdi, âciz insanlardır.” Her ne ise, musîbette gerçi çok zararımız var, fakat umum Âlem-i İslâmı alâkadar edecek bir keyfiyet, bir vaziyet olmasından pek çok ucuz olarak pek büyük kıymeti var. Buna benzer vukû'a gelen hâdiseler, ya siyaset-i diniye veya başka sebebler ile umum Âlem-i İslâm nâmına olamadılar. ∗∗∗

► (45) ◄ Eddâî

Eski Said’in matbu' “Lemeât” başındaki acîb imzası az tağyîr ile şimdiki hâlime ve yetmişinci sene-i ömrüme tam muvâfık gelmesi cihetiyle yazdım. Münâsib görseniz; hem müdafaâtın, hem meyvenin, hem küçük mektûbların âhirinde imza yerinde yazarsınız. İşte o garîb imza, gelen üç buçuk satırdır.

Eddâî

Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde Said’den altmış dokuz emvât bâ-âsâm (∗) [^1] âlâma

Yetmişinci olmuştur mezara bir mezar taşı, beraber ağlıyor hüsran-ı İslâma

Ümîdim var ki, istikbâl semâvâtı zemin-i Asya, bâhem olur teslîm yed-i beyzâ-i İslâma

Zîra yemîn, yümn-i îmândır; verir emn ü emân ü emniyeti enâma.

[^1]:(∗) Günahlar demek.

∗∗∗

► (46) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Sizin tesânüdünüze benim ziyâde ehemmiyet verdiğimin sebebi, yalnız bize ve Risale-i Nura menfaati için değil, belki tahkîkî îmânın dâiresinde olmayan ve nokta-i istinâda ve sarsılmayan bir cemâatin kat'î buldukları bir hakikate dayanmağa pekçok muhtaç bulunan avâm ehl-i îmân için dalâlet cereyanlarına karşı yılmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir merci', bir mürşid, bir hüccet olmak cihetiyle sizin kuvvetli tesânüdünüzü gören kanâat eder ki; bir hakikat var, hiçbir şeye fedâ edilmez, ehl-i dalâlete başını eğmez, mağlûb olmaz diye kuvve-i maneviyesi ve îmânı kuvvet bulur, ehl-i dünyaya ve sefâhete iltihaktan kurtulur. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.