bize zarar vermeden aleyhimize ateşlenen ve kızışan hiddet sobası iki parça oldu. Hem ihtimal var ki; mübârek soba, benim teessürâtımı ve tazarruâtımı dinleyen tek ve menfaatli arkadaşım bana haber veriyor ki: “Bu zindân ve hapishâneden gideceksin, bana ihtiyaç kalmadı...” ∗∗∗
► (50) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Bugün manevî bir ihtar ile sizin hesabınıza bir telâş, bir hüzün bana geldi. Çabuk çıkmak isteyen ve derd-i maîşet için endişe eden kardeşlerimizin hakikaten beni müteellim ve mahzûn ettiği aynı dakikada bir mübârek hâtıra ile bir hakikat ve bir müjde kalbe geldi ki: Beş günden sonra çok mübârek ve çok sevâblı ibâdet ayları olan şühûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevâbı başka vakitte on ise, Receb-i Şerîfte yüzden geçer, Şâbân-ı Muazzamda üçyüzden ziyâde ve Ramazan-ı Mübârekte bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuzbine çıkar. Bu pekçok uhrevî fâideleri kazandıran ticâret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibâdet için mümtâz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i îmâna te'min eden şühûr-u selâseyi böyle bire on kâr veren Medrese-i Yûsufiye’de geçirmek, elbette büyük bir kârdır. Ne kadar zahmet çekilse ayn-ı rahmettir. İbâdet cihetinde böyle olduğu gibi, Nur hizmeti dahi nisbeten –kemiyet değilse de keyfiyet itibariyle– bire beştir. Çünkü bu misâfirhânede mütemâdiyen giren ve çıkanlar, Nurun derslerinin intişarına bir vâsıtadır. Bazen bir adamın ihlâsı, yirmi adam kadar fâide verir. Hem Nurun, sırr-ı ihlâsı; siyasetkârâne kahramanlık damarını taşıyan, Nurun tesellîlerine pekçok muhtaç bulunan mahpus bîçâreler içinde intişarı için bir parça zahmet ve sıkıntı olsa da, ehemmiyeti yok. Derd-i maîşet ciheti ise: Zâten bu üç ay âhiret pazarı olmasından herbiriniz çok şâkirdlerin bedeline, hattâ bazınız bin adamın yerinde buraya girdiğinden, elbette sizin haricî işlerinize yardımları olur diye tamamıyla ferâhlandım ve bayrama kadar burada bulunmak büyük bir ni'mettir bildim.
Said Nursî ∗∗∗
