► (06) ◄
Ehl-i vukûfun insaflı hocalarından üç suâlim var:
Birisi: Bir adam, diğer bir adamı sâfî bir niyetle onu medhetmekle mes'ûl olur mu? Hususan o istemediği, elinden geldiği kadar o medihleri ya red veya başkasına çevirdiği ve o hàlis dostunu kaçırmamak için onu tekdir etmeyip, medhini yüz derece haddimden fazladır diye sükût ile mukàbele etmesi hiç hodfürûşluk sayılır mı?
İkinci Suâl: Acaba ortalıkta din aleyhinde bu dehşetli hücumlar ve dağ gibi dinî mes'eleler içinde Nur şâkirdlerinden bir hakikat âşıkı, zararsız ve cüz'î bir hatâ-i ilmî ve yanlış bir kanâati cihetinde böyle tekdir ve tezyife müstehak olur mu? Siz gibi üstadlardan, –medhiye yazan talebe– şefkatle hatâsını ihtar beklerken, böyle adliye eliyle tokatlamak câiz olur mu?
Üçüncü Suâl: Bu yirmi senedir hadsiz muârızlara karşı sarsılmayan ve yüzbinler muhtaçların îmânlarını kuvvetlendiren Risale-i Nura bir-iki mes'ele için bu tarz tenkidiniz yakışır mı? Hem o müdakkik âlimlere bunu hatırlatıyorum ki; raporlarında, Ahmed Feyzi’nin medhiyesinin başında bir mektûbumu görmelerinden, güyâ o medihleri ben kendime yapmışım gibi tenkid ediyorlar. Hâlbuki, o mektûbum benim şahsımın hakkındaki medihlerini kabûl etmemek ve kaldırmak için idi ki, bir kısmını kaldırdım. Bir kısmını da ta'dil edecektim. Fakat acele edip tam yapmadan o mektûbu bir kardeşime göndermiştim. Onlar dahi o mahrem medhiyenin başına koyup hususî bir zâta gönderdikleri zaman hükûmetin eline geçmiş. Acaba böyle hususî takriz ve sırf ilmî ve bir kanâat-ı vicdâniye ve mahrem arkadaşların mâbeyninde ve sonra tam ta'dil etmek fikriyle bir meşveret tarzında gezmesi, bu şiddetli i'tirâza müstehak olur mu? Hem kırmızı ve siyah cildli iki mecmuacık, arkadaşlara hususî ve tebrik ve teşvik ve taltif için yazılmış bazı hususî mektûblardır. Her nasılsa bir-iki zât, merak edip zâyi' olmasın diye, bir deftere toplamış. Taharrîde zâbıta eline geçmiş. Acaba böyle mektûblardan ahkâm çıkarmak ve suâl ve cevaba medâr etmek ve siyasete temâs ettirmeğe çalışmağa hiç ihtiyaç var mı? Kur'âna hücum eden dehşetli ejderhaları görmüyor, bakmıyor, sineklerin ısırmasıyla uğraşıyor gibi olmaz mı?
Dini ve terbiye-i Muhammediyeyi zehir diyen Saraçoğlu’nu bırakıp, hakikat-i Kur'âniyeyi güneş gibi gösteren ve nev'-i beşerin yaralarına tam tiryâk olduğunu isbât eden Sirâcü'n-Nur ile münâkaşa ederek, Nurun o mecmuasının âhirine ilhâk edilen bir risalede zaîf hadîslerin te'villeri var diye, o mecmuanın müsâderesine yardım etmek çıkmaz mı? Bizler siz gibi zâtlardan yaralarımıza merhem sürmek ve ferâsetinizle yardım bekler ve cüz'î tenkidlerinizden gücenmeyiz.
Mevkuf
Said Nursî ∗∗∗
