Hâtıra Gelebilen Bir Suâlin Cevabıdır:
Bu lem'a-i i'câziyede, baştaki ﴾ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ﴿ da, hem ﴾ مِنْ ﴿ , hem ﴾ شَرِّ ﴿ kelimeleri hesaba girmesi ve âhirde ﴾ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ﴿ yalnız ﴾ شَرِّ ﴿ kelimesi girmesi ﴾ وَمِنْ ﴿ girmemesi ve ﴾ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ﴿ ikisi de hesab edilmemesi gayet ince ve latîf bir münâsebete îmâ ve remz içindir. Çünkü, halklarda şerden başka hayırlar da var. Hem bütün şer herkese gelmez. Buna remzen, ba'zıyeti ifâde eden ﴾ مِنْ ﴿ ve ﴾ شَرِّ ﴿ girmişler. Hâsid hased ettiği zaman bütün şerdir. Ba'zıyete lüzum yoktur. Ve ﴾ اَلنَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ﴿ remziyle, kendi menfaatleri için küre-i arza ateş atan üfleyicilerin ve sihirbâz o diplomatların tahribâta ait bütün işleri ayn-ı şerdir diye, daha ﴾ شَرِّ ﴿ kelimesine lüzum kalmadı.
##### Bu Sûreye Ait Bir Nükte-i İ'câziyenin Hâşiyesidir
Bu Sûreye Ait Bir Nükte-i İ'câziyenin Hâşiyesidir:
Nasıl bu sûre, beş cümlesinden dört cümlesi ile bu asrımızın dört büyük şerli inkılâblarına ve fırtınalarına mânâ-yı işârî ile bakar; aynen öyle de, dört defa tekraren ﴾ مِنْ شَرِّ ﴿ –şedde sayılmaz– kelimesiyle Âlem-i İslâmca en dehşetli olan Cengiz ve Hülâgu fitnesinin ve Abbâsî Devleti’nin inkırâz zamanının asrına dört defa mânâ-yı işârî ile ve makam-ı cifrî ile bakar ve parmak basar.
Evet –şeddesiz– ﴾ شَرِّ ﴿ beşyüz (500) eder; ﴾ مِنْ ﴿ doksan (90) dır. İstikbâle bakan çok âyetler, hem bu asrımıza hem o asırlara işâret etmeleri cihetinde istikbâlden haber veren İmâm-ı Ali (R.A.) ve Gavs-ı A'zam (K.S.) dahi, aynen hem bu asrımıza, hem o asra bakıp haber vermişler. ﴾ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ﴿ kelimeleri bu zamana değil, belki ﴾ غَاسِقٍ ﴿ bin yüzaltmışbir (1161) ve ﴾ اِذَا وَقَبَ ﴿ sekizyüz on (810) ederek, o zamanlarda ehemmiyetli maddî manevî şerlere işâret eder.
Eğer beraber olsa, Milâdî bin dokuzyüz yetmişbir (1971) olur. O tarihte dehşetli bir şerden haber verir. Yirmi sene sonra, şimdiki tohumların mahsulü ıslah olmazsa, elbette tokatları dehşetli olacak.
