İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 261 / 656
261

Evet Hazret-i Ali Radıyallahu Anh, Kaside-i Celcelûtiye’de iki sûretle Risale-i Nurdan haber verdiği gibi, Âyetü'l-Kübrâ Risalesi’ne işâreten: وَبِالْآيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنِّيﱈ مِنَ الْفَجَتْ der. Bu işârette îmâ eder ki: Âyetü'l-Kübrâ yüzünden ehemmiyetli bir musîbet Risale-i Nur talebelerine gelecek Âyetü'l-Kübrâ hakkı için o فَجَتْ ve “Musîbetten şâkirdlerine aman ver!” diye niyâz eder, o risaleyi ve menba'ını şefâatçi yapar. Evet, Âyetü'l-Kübrâ Risalesi’nin tab'ı bahânesiyle gelen musîbet, aynen o remz-i gaybîyi tasdik etti.

Hem o kasidede, Risale-i Nurun mühim eczâlarına, tertibiyle işâretlerin hâtimesinde, mukâbil sahifede der:

وَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَاصَّهَا وَحَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْ

Yani: “İşte Risale-i Nurun sözleri, hurûfları ki, onlara işâretler eyledik. Sen onların hàssalarını topla ve mânâlarını tahkîk eyle. Bütün hayır ve saâdet, onlarla tamam olur.” der. “Hurûfların mânâlarını tahkîk et.” karînesiyle mânâyı ifâde etmeyen hecâî harfler murad olmayıp, belki kelimeler mânâsındaki “Sözler” nâmıyla risaleler muraddır.

لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ ﴿ رَبَّنَا لَاتُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَا ﴾

Said Nursî ∗∗∗

► (06) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşim Re'fet Bey!

Senin âlimâne suâllerin Risale-i Nurun Mektûbat kısmında çok ehemmiyetli hakikatlerin anahtarları olmasından senin suâllerine karşı lâkayd kalamıyorum. Bunun kısa cevabı şudur:

Mâdem Kur'ân bir hutbe-i ezeliyedir, nev'-i beşerin umum tabakàtıyla ve ehl-i ibâdetin bütün tâifeleriyle konuşur; elbette onlara göre müteaddid mânâları ve küllî mânâsının çok mertebeleri bulunacak. Bazı müfessirler, yalnız en umumî veya en sarîh veya vâcib veya bir sünnet-i müekkedeyi ifâde eden mânâyı tercih eder. Meselâ, bu âyette ﴾ وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ ﴿ dan ehemmiyetli bir sünnet olan iki rekât teheccüd namazını ve ﴾  وَإِدْبَارَ النَّجُومِ ﴿ dan, bir sünnet-i müekkede olan sabah fecir sünnetini zikretmiş. Yoksa evvelki mânânın daha çok efrâdı var. Kardeşim, seninle konuşmak kesilmemiş. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.