İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 146 / 656
146

vukû'una binlerle işâretle beraber, bin aded âyetlerinde sarâhaten hükmedip tehdid ve taahhüd eden bir Kadîr-i Cebbâr’ın, bir Kahhâr-ı Zülcelâl’in o kadar va'dlerini tekzîb ve kudretini inkâr hükmünde olan “inkâr-ı haşir hatâsını irtikâb edenlere Cehennem azâbı ayn-ı adâlettir.” diye hükmetti, nefsi dahi “âmennâ” dedi.

Dördüncü Hakikat: “Rahîmiyet ve Rezzâkıyet” {33}

Dünya yolcusunun üçüncü menzilde müşâhede ettiği

DÖRDÜNCÜ HAKİKAT olan Otuzüçüncü Mertebe: “Rahîmiyet ve Rezzâkıyet” hakikatidir. Yani, umum zemin yüzünde ve içinde ve havasında ve denizinde bütün zîhayatın ve bilhassa zîrûhun ve bilhassa âciz ve zaîflerin ve bilhassa yavruların; hem maddî ve midevî, hem manevî bütün rızıklarını, şefkatkârâne, kuru ve basit bir topraktan ve câmid ve kemik gibi kuru odun parçalarından yapılan ve bilhassa en latîfi kan ve fışkı ortasından gelen ve bir dirhem kemik gibi bir tek çekirdekten yapılan binlerle okka taamların, vakti-vaktine mukannen bir sûrette, hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak gözümüz önünde –bir dest-i gaybî tarafından– verilmesi hakikatidir.

Evet, ﴾  إِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ ﴿ âyeti, iâşeyi ve infâkı Cenâb-ı Hakk’a tahsîs edip hasrettiği gibi,

﴿ وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُب۪ينٍ ﴾

âyeti dahi, bütün insanların ve hayvanların rızıklarını taahhüd ve tekeffül-ü Rabbânî altına aldığı; hem,

﴿ وَكَأَيِّـنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴾

âyeti de, rızkı tedârik edemeyen, âciz ve iktidarsız olan zaîf bîçârelerin rızıklarını; umulmadık yerden, belki gaybdan, belki hiçten, meselâ, denizin dibindeki böceklere hiçten ve bütün yavrulara umulmadık yerlerden ve bütün hayvanlara her baharda âdeta sırf gaybdan infâklarını bilfiil tekeffül ederek bilmüşâhede vermekle; esbâb-perest insanlara dahi, esbâb perdesi altında yine o veriyor diye isbât ve ilân ettiği gibi; pek çok Âyât-ı Kur'âniye ve hadsiz şevâhid-i kevniye, bil'ittifak herbir zîhayatın bir tek Rezzâk-ı Zülcelâl’in rahîmiyeti ile beslendiklerini gösteriyorlar.

Evet, bir nev'i rızık isteyen ağaçlar iktidarsız ve ihtiyarsız olduklarından, onlar yerlerinde mütevekkilâne dururken rızıkları onlara koşup gelmesi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.