nev'i manevî çekirdeği ve cem'iyetli meyvesi olan insanı halk edip bütün esmâ-i İlâhiyeye mazhar ve âyine ve bütün kâinâtla alâkadar ve zeminin halifesi yapan zâtın, elbette ve elbette öyle bir kudreti var ki, koca kâinâtı, insan icâdının kolaylığı ve sühûleti derecesinde halk edip tanzim eder. Öyle ise, zerrenin ve cüz' ve cüz'î ve çekirdek ve bir insanın hàlıkı, sâni'i, rabbi kim ise; elbette bedâhetle yıldızların ve nev'ilerin ve küll ve külliyatların ve ağaçların ve bütün kâinâtın hàlıkı, sâni'i, rabbi aynen O’dur. Başka olması muhâl ve mümteni'dir.
#### Sekizinci Basamak
Sekizinci Basamak:
وَبِسِرِّ اَنَّ الْمُحَاطَ وَالْجُزْئِيَّاتِ كَالْاَمْثِلَةِ الْمَكْتُوبَةِ الْمُصَغَّرَةِ اَوْ كَالنُّقَطِ الْمَحْلُوبَةِ الْمُعَصَّرَةِ فَلَا بُدَّ اَنْ يَكُونَ الْمُحِيطُ وَالْكُلِّيَّاتُ فِي قَبْضَةِ خَالِقِ الْمُحَاطِ وَالْجُزْئِيَّاتِ لِيُدْرِجَ مِثَالَهَا فِيهَا بِمَوَازِينِ عِلْمِهِ اَوْ يُعَصِّرَهَا مِنْهَا بِدَسَاتِيرِ حِكْمَتِهِ
Yani: İhâta edilen cüz'iyât ve küll ve külliyatın içinde bulunan ferdler ve tohumlar ve çekirdeklerin, ihâta eden büyük külliyata nisbetleri; güyâ küçücük nümûne ve gayet ince yazı ile çok küçük kıt'ada yazılmış aynı küll ve külliyatın misâlleridir. Öyle ise, ihâta eden külliyat, o cüz'iyât Hàlık’ının kabzasında ve tamamen tasarrufunda bulunmak lâzımdır. Tâ ilminin mîzanlarıyla ve ince kalemleriyle o büyük muhîtin kitabını, o çok küçücük yüzer kıt'alarda, defterlerde dercedebilsin. Hem ihâta edilen eczâ ve cüz'iyâtın muhît ile nisbetleri, temsîlleri; güyâ süt gibi muhîtlikten sağılmış katreler.. veya biri o muhîti sıkmış, o noktalar ondan akmış. Meselâ; kavun çekirdeği, onun umum etrafından sağılmış bir katre veya o kitab tamamen içinde yazılmış bir noktadır ki; fihristesini, listesini, programını taşıyor. Mâdem böyledir, elbette o cüz'iyât ve katreler ve noktalar ve ferdler Sâni'inin elinde, o muhît küll ve külliyat bulunmak elzemdir. Tâ hikmetinin hassas düsturlarıyla o ferdleri, katreleri, noktaları ondan sağsın. Demek bir tek tohumu, bir tek ferdi yaratan, elbette o büyük küll ve külliyatı ve onları ihâta eden ve onlardan çok büyük olan diğer külliyatları ve cinsleri yaratan yine odur, başka olamaz. Öyle ise, bir tek nefsi yaratan, bütün insanları yaratabilir. Ve bir tek ölüyü dirilten, haşirde bütün cin ve ins ölülerini diriltebilir ve diriltecek. İşte, ﴾ مَا خَلْقُكُمْ وَلَابَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ﴿ âyetinin hükmü ve da'vâsı gayet kat'î ve parlak bir sûrette hak ve ayn-ı hakikat olduğunu gör.
