İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 192 / 656
192

#### Dördüncü Bir Fâidesi Ki, İnsanın Hayat-ı İctimâiyesine Bakıyor

Dördüncü bir fâidesi ki, insanın hayat-ı ictimâiyesine bakıyor:

Risale-i Nurdan Dokuzuncu Şuâ’da beyân edilen o neticenin bir hülâsası şudur:

Nev'-i insanın dörtten birini teşkil eden çocuklar, âhiret îmânıyla insanca yaşayabilirler ve insaniyetin isti'datlarını taşıyabilirler. Yoksa, elîm endişeler içinde, kendini uyutturmak ve unutturmak için çocukça oyuncaklarıyla, haylaz bir hayatla yaşayacak. Çünkü, her vakit etrafında onun gibi çocukların ölmesiyle onun nâzik dimağında ve ileride uzun arzuları taşıyan zaîf kalbinde ve mukâvemetsiz rûhunda öyle bir te'sir yapar ki; hayatı ve aklı o bîçâreye âlet-i azâb ve işkence edeceği zamanda, âhiret îmânının dersiyle, görmemek için oyuncaklar altında onlardan saklandığı o endişeler yerinde, bir sevinç ve genişlik hissederek der: “Bu kardeşim veya arkadaşım öldü, Cennetin bir kuşu oldu. Bizden daha iyi keyf eder, gezer. Ve vâlidem öldü, fakat Rahmet-i İlâhiyeye gitti, yine beni Cennette kucağına alıp sevecek ve ben de o şefkatli anneciğimi göreceğim.” diye insaniyete lâyık bir tarzda yaşayabilir.

Hem insanın bir rub'unu teşkil eden ihtiyarlar; yakında hayatlarının sönmesine ve toprağa girmelerine ve güzel ve sevimli dünyalarının kapanmasına karşı tesellîyi, ancak ve ancak âhiret îmânında bulabilirler. Yoksa o merhametli muhterem babalar ve fedâkâr şefkatli analar, öyle bir vâveylâ-yı rûhî ve bir dağdağa-i kalbî çekeceklerdi ki, dünya onlara me'yûsâne bir zindân ve hayat işkenceli bir azâb olurdu. Fakat, âhiret îmânı onlara der: “Merak etmeyiniz. Sizin ebedî bir gençliğiniz var, gelecek.. ve parlak bir hayat ve nihâyetsiz bir ömür sizi bekliyor. Ve zâyi' ettiğiniz evlâd ve akrabalarınızla sevinçlerle görüşeceksiniz. Ve ettiğiniz bütün iyilikleriniz muhâfaza edilmiş; mükâfâtlarını göreceksiniz.” diye, îmân-ı âhiret onlara öyle bir tesellî ve inşirah verir ki; herbirinin yüz ihtiyarlık birden başlarına toplansa onları me'yûs etmez.

Nev'-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler; hevesâtları galeyânda, hissiyata mağlûb, cür'etkâr akıllarını her vakit başına almayan o gençler, âhiret îmânını kaybetseler ve Cehennem azâbını tahattur etmezlerse, hayat-ı ictimâiyede, ehl-i nâmusun malı ve ırzı ve zaîf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır. Bazı, bir dakika lezzeti için bir mes'ûd hânenin saâdetini mahveder ve bu gibi, hapiste dört-beş sene azâb çeker. Canavar bir hayvan hükmüne geçer. Eğer îmân-ı âhiret onun imdâdına gelse, çabuk aklını başına alır. “Gerçi hükûmet hafiyeleri beni görmüyorlar ve ben onlardan saklanabilirim. Fakat, Cehennem gibi bir zindânı bulunan bir Pâdişah-ı Zülcelâl’in melâikeleri beni görüyorlar ve fenâlıklarımı kaydediyorlar. Ben başıboş değilim ve vazifedâr bir yolcuyum. Ben de onlar gibi ihtiyar ve zaîf olacağım.” diye birden,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.