İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 85 / 656
85

Mukaddime

Mukaddime

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ ﴾

Bu âyet-i uzmânın sırrıyla, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi: Hàlık-ı Kâinâtı tanımak ve Ona îmân edip ibâdet etmektir ve o insanın vazife-i fıtratı ve farîza-i zimmeti, mârifetullâh ve îmân-ı billâh’tır ve iz'ân ve yakìn ile vücûdunu ve vahdetini tasdik etmektir.

Evet, fıtraten dâimî bir hayat ve ebedî yaşamak isteyen ve hadsiz emelleri ve nihâyetsiz elemleri bulunan bîçâre insana, elbette o hayat-ı ebediyenin üssü'l-esâsı ve anahtarı olan îmân-ı billâh ve mârifetullâh ve vesilelerinden başka olan şeyler ve kemâlâtlar o insana nisbeten aşağıdır. Belki çoğunun kıymetleri yoktur.

Risale-i Nurda bu hakikat kuvvetli bürhânlarla isbât edildiğinden, bu hakikati Risale-i Nura havâle ederek, yalnız o yakìn-i îmânîyi bu asırda sarsan ve tereddüd veren iki vartayı “Dört Mes'ele” içinde beyân ederiz.

Birinci Vartadan Çare-i Necât

Birinci vartadan çare-i necât: İki mes'eledir.

#### Birinci Mesele

Birinci Mes'ele: Otuzbirinci Mektûbun Onüçüncü Lem'asında tafsîlen isbât edildiği gibi, umumî mes'elelerde isbâta karşı nefyin kıymeti yoktur ve kuvveti pek azdır. Meselâ, Ramazan-ı Şerîf’in başında hilâli görmek hususunda, iki âmî şâhid hilâli isbât etseler ve binlerle eşrâf ve âlimler: “Görmedik” deyip nefyetseler, onların nefiyleri kıymetsiz ve kuvvetsizdir. Çünkü, isbâtta birbirine kuvvet verir; birbirinde tesânüd ve icmâ var. Nefiy’de ise; bir olsa bin olsa farkları yoktur; herkes kendi başına kalır, infiradî olur. Çünkü, isbât eden harice bakar ve nefsü'l-emre göre hükmeder. Meselâ; misâlimizde olduğu gibi, biri dese: “Gökte ay vardır.” Diğer arkadaşı parmağını oraya basar, ikisi birleşip kuvvetleşirler.

Nefy ve inkârda ise, nefsü'l-emre bakmaz ve bakamaz. Çünkü, “hususî olmayan ve hàs bir yere bakmayan bir nefy isbât edilmez.” meşhûr bir düsturdur. Meselâ, bir şeyi dünyada var diye ben isbât etsem; sen de “dünyada yok” desen; benim bir işâretimle kolayca isbât edilebilen o şeyin, sen nefyini, yani ademini isbât etmek için, bütün dünyayı aramak ve taramak ve göstermek belki geçmiş zamanların her tarafını dahi görmek lâzım geliyor. Sonra “yoktur, vukû' bulmamıştır.” diyebilirsin.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.