bu risaleye, “Âyet-i Kübrâ” ve “Asâ-yı Mûsa” nâmlarını vermiş. Risale-i Nurun risaleleri içinde buna hususî bakıp, nazar-ı dikkati celbetmiş.(1) [^1] “El-Âyetü'l-Kübrâ”nın bir hakîki tefsiri olan bu Âyetü'l-Kübrâ Risalesi, Hazret-i İmâm’ın (R.A.) tâbirince, “Asâ-yı Mûsa” nâmında Yedinci Şuâ kitabıdır.
[^1]:(1) Evet, İmâm-ı Ali'nin (R.A.) Âyetü'l-Kübrâ hakkında verdiği haberi, tam tamına Denizli hâdisesi tasdik etti. Çünkü, bu risalenin gizli tab'ı hapsimize bir vesile oldu. Ve onun kudsî ve çok kuvvetli hakikatinin galebesi, berâet ve necâtımıza ehemmiyetli bir sebeb oldu. Ve İmâm-ı Ali'nin (R.A.) kerâmet-i gaybiyesini gözlere gösterdi ve hakkımızdaki وَبِالْآيَةِ الْكُبْرَى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ duâsının kabûlünü isbât etti.
Bu Yedinci Şuâ, bir mukaddime ve iki makamdır. Mukaddimesi dört mes'ele-i mühimmeyi; Birinci Makamı, Âyet-i Kübrâ’nın tefsirinden Arabî kısmını; İkinci Makamı, onun bürhânlarını ve tercümesini ve meâlini beyân ederler.
Bu gelen mukaddime lüzumundan fazla izâh edilmekle beraber, bir derece uzun olması ihtiyarsız olmuştur. Demek ihtiyaç var ki öyle yazdırıldı. Belki de bir kısım insanlar bu uzunu kısa görürler.
Said Nursî ∗∗∗
