İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 333 / 656
333

Ankara’nın Altı Makàmâtına ve Afyon Ağır Ceza Mahkemesine Verilen Müdafaanın İ'tirâznâme Tetimmesi ve Lâyihasıdır

ANKARA’NIN ALTI MAKÀMÂTINA VE AFYON AĞIR

CEZA MAHKEMESİNE VERİLEN MÜDAFAANIN

İ'TİRÂZNÂME TETİMMESİ VE LÂYİHASIDIR

Afyon Mahkemesine beyân ediyorum ki: Artık yeter, sabır ve tahammülüm kalmadı. Yirmiiki sene sebebsiz bir nefy içinde dâimî tarassudlarla, hem tecrid-i mutlak ve haps-i münferid tarzında beni sıkmakla beraber altı mahkeme iki-üç mes'eleden başka Risale-i Nurun yüz kitabında medâr-ı mes'ûliyet bulmadığı hâlde evhâm yüzünden ve imkânâtı vukûât yerinde istimâl etmek cihetiyle kanunsuz bizi üç defa hapse sokup yüzbinler lira Nur şâkirdlerine zarar vermek, dünyada emsâli hiç vukû' bulmamış bir gadirdir ki; istikbâl ve nesl-i âtî –pek şiddetli olarak– bunun o zâlim müsebbiblerini lânetle yâd edecekleri gibi, mahkeme-i kübrâda dahi Cehennemin esfel-i sâfilînine atmakla o zâlimleri mahkûm edeceklerine kat'î kanâatimizle şimdiye kadar bir derece tesellî bulup sükût ederek tahammül ediyorduk. Yoksa hakkımızı tam müdafaa edebilirdik.

İşte onbeş sene zarfında altı mahkeme, yirmi sene Nur Risalelerini ve mektûblarımızı tedkik edip, beşi bize her cihetle berâet vermek mânâsıyla ilişmediler. Yalnız Eskişehir Mahkemesi tek bir mes'ele olan tesettür-ü nisâ hakkındaki bir küçük risalenin beş-on kelimesini bahâne ederek lastikli bir kanun ile hafif bir ceza verdiği zaman mahkeme-i temyizden sonra lâyiha-yı tashihimde kanunsuzluğun yalnız tek bir nümûnesi olarak resmen Ankara’ya yazdım ki: Bin üçyüzelli senede, üçyüzelli milyonun kudsî bir düsturuyla dâimî ve kuvvetli bir âdet-i İslâmiyeyi ders veren ve emreden tesettür âyetini, eskide bir zındığın Kur'ânın bu âyetine i'tirâzına ve medeniyetin tenkidine karşı müdafaa için üçyüzelli bin tefsirin icmâına ve hükümlerine ittibâ' ederek o âyeti tefsir edip bin üçyüzelli senede geçen ecdâdımızın mesleğine iktidâ eden bir adama, o tefsiri için verilen ceza ve mahkûmiyeti, dünyada adâlet varsa elbette o hükmü nakz edecek ve bu acîb lekeyi bu hükûmet-i İslâmiyedeki adliyeden silecek diye lâyiha-yı tashihimde yazdım, oranın müddeiumumîsine gösterdim. Ondan dehşet aldı, dedi: “Aman buna lüzum kalmadı. Cezanız az, hem pek az kaldı. Bunu vermeğe lüzum kalmadı.”

İşte bu nümûne gibi size ve Ankara makàmâtına takdim edilen i'tirâznâme ve müdafaanâmemde böyle acîb çok nümûneleri elbette anlamışsınız. Ben Afyon Mahkemesinden taleb ve ümîd ederim ki; bu milletin ve bu vatanın menfaatine bir ordu kadar hizmeti ve bereketi bulunan Risale-i Nurun

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.