► (20) ◄
[Medâr-ı teessüftür ki; hem eski, hem mahrem, hem hakikatli olan İşârât-ı Seb'ada bir-iki cümleye ilişip müsâderesine ve bize suç yapmağa çalışmışlar. Hâlbuki o hakikat o kadar kuvvetlidir ki, bütün beşeriyete ve dünyaya ilân edilecek bir maslahat-ı hayat-ı ictimâiyedir.]
Dünyada en büyük ahmak odur ki; dinsiz serserilerden terakkîyi ve saâdet-i hayatiyeyi beklesin. Böyle ahmaklardan mühim bir mevkiyi işgal eden birisi demiş ki: “Biz Allah Allah diye diye geri kaldık. Avrupa top tüfenk diye diye ileri gitti.”
“Cevabü'l-ahmaki's-sükût” kaidesince böylelere karşı cevab, sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht gâfiller de bulunduğundan deriz ki: Ey bîçâreler! Bu dünya bir misâfirhânedir. Mâdem ölüm var, kabre girilecek. Bu hayat gidiyor, bâkî bir hayat geliyor. Bir defa top tüfenk denilse, bin defa Allah Allah demek lâzım gelir. ∗∗∗
► (21) ◄
[Mûcib-i hayrettir ki; Onaltıncı Lem'ada bizim lehimizde olan bir cümleyi aleyhimize çevirip o kıymetdâr menfaatli risalenin müsâderesine meyil göstermişler.]
Onaltıncı Lem'adan: Harb belâsı bizim Hizmet-i Kur'âniyemize mühim bir zarardır. Kàdir-i Küll-i Şey bir dakikada bulutlarla dolmuş cevv-i havayı süpürüp temizleyerek semânın berrak yüzünde ziyâdâr güneşi gösterdiği gibi, bu zulümâtlı ve rahmetsiz bulutları izâle edip hakàik-ı Şerîatı güneş gibi gösterir. Onun rahmetinden bekleriz ki, bize pahalı satmasın. Baştakilerin başlarına akıl ve kalblerine îmân versin, o vakit kendi kendine iş düzelir.
“Mâdem ki sizin elinizdeki nurdur. Nurdan zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyat tavsiye ediyorsunuz?” Bu suâle karşı muhtasar cevabım şudur:
Baştaki başların bir kısmı sarhoştur okumaz, okusa da anlamaz, yanlış mânâ verip ilişir. İlişmemek için aklı başına gelinceye kadar göstermemek lâzımdır. Onun için kardeşlerime tavsiye ediyorum ki, ihtiyat etsinler, nâehillerin ellerine hakikatleri vermesinler.” denilmektedir. ∗∗∗
