İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 579 / 656
579

#### Dördüncü ve Beşinci Basamak

Dördüncü ve Beşinci Basamak:

وَبِسِرِّ الْوُجُوبِ وَالتَّجَرُّدِ وَمُبَايَنَةِ الْمَاهِيَّةِ وَبِسِرِّ عَدَمِ التَّقَيُّدِ وَعَدَمِ التَّحَيُّزِ وَعَدَمِ التَّجَزِّى

Bu iki basamağın hakikatini umuma ifâde etmek çok müşkül olmasından, yalnız kısacık bir-iki nüktesi ve muhtasar meâli beyân edilecek. Yani, vücûd mertebelerinin en kuvvetli ve sarsılmaz olan vücûb mertebesinde ve ezelî ve ebedî derecesinde bir vücûd sâhibi ve maddiyâttan münezzeh ve mücerred ve bütün mâhiyetlere mübâyin bir mâhiyet-i mukaddeseyi taşıyan bir Kadîr-i Mutlakın kudretine nisbeten, yıldızlar zerreler gibi ve haşir bir bahar misillû ve haşirde bütün insanları diriltmesi bir nefsin ihyâsı derecesinde kolaydır. Çünkü, vücûd tabakalarından kuvvetli bir nev'in bir tırnağı, hafif bir tabakanın bir dağını eline alır, çevirir. Meselâ; kuvvetli vücûd-u haricîden bir âyine ve kuvve-i hâfıza, zaîf ve hafif olan vücûd-u misâlî ve manevîden yüz dağı ve bin kitabı içine alırlar ve çevirebilirler. İşte vücûd-u misâlî ne derece kuvvetçe vücûd-u haricîden aşağı ise, mümkinâtın hâdis ve ârızî vücûdları dahi ezelî, sermedî, vâcib bir vücûddan binler derece daha aşağı ve hafiftir ki, o mukaddes vücûd, bir zerre tecellîsiyle, mümkinâtın bir âlemini çevirir. Maatteessüf şimdilik semli hastalık gibi üç ehemmiyetli sebeb müsâade etmediklerinden, bu pek uzun hakikati ve nüktelerini Risale-i Nura ve başka zamana havâle ederiz.

#### Altıncı Basamak

Altıncı Basamak:

وَبِسِرِّ اِنْقِلَابِ الْعَوَائِقِ وَالْمَوَانِعِ اِلٰى حُكْمِ الْوَسَائِلِ الْمُسَهِّلَاتِ

Yani: Nasıl ki fennin tâbirince ukde-i hayatiye nâmında bir cilve-i irâde-i İlâhiyenin ve emr-i tekvînînin bir kanunu ile ve o emir ve irâdenin teveccühleriyle koca bir ağacın şuûrsuz dal ve sert budakları, meyvelerine ve yaprak ve çiçeklerine zembereği ve midesi hükmündeki o ukde-i hayatiyeden onlara gidecek lüzumlu maddeler ve erzâklara avâik ve mevâni' ve sed olmazlar, belki teshîlâta vesile oluyorlar; aynen öyle de: Kâinât ve bütün mahlûkatın icâdında bütün mâniler, bir cilve-i irâde ve teveccüh-ü emr-i Rabbânîye karşı mümânaatı bırakıp kolaylığa âlet olmasından, kudret-i sermediye, o tek ağacı icâd kolaylığında, kâinâtı ve zemindeki envâ'-ı mahlûkatı icâd eder, hiçbir şey ona ağır gelmez. Eğer bütün icâdlar o kudrete verilmezse; o vakit o tek ağacın inşâ ve idaresi, bütün ağaçlar, belki zeminin icâdı ve idaresi kadar müşkül olacak. Çünkü; o zaman herşey mâni ve sed olur. O hâlde bütün esbâb toplansa; bir ağacın emirden,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.