İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 604 / 656
604

Dördüncü Âyet-i Meşhure

DÖRDÜNCÜ ÂYET-İ MEŞHÛRE:

﴾ وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي ﴿ âyetidir. Şu cümle Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şânı ve Fâtiha sûresini müsennâ senâsıyla ifâde ettiği gibi, Kur'ânın müsennâ vasfına lâyık bir bürhânı ve altı erkân-ı îmâniye ile beraber Hakikat-i İslâmiyet olan yedi esâsı, Kur'ânın seb'a-i meşhûresini parlak bir sûrette isbât eden ve ﴾ سَبْعَ الْمَثَان۪ي ﴿ nuruna mazhar bir âyinesi olan Risalei'n-Nura cifirce dahi işâret eder. Çünkü ﴾ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي ﴿ makam-ı ebcedîsi bin üçyüz otuzbeş adediyle Risalei'n-Nurun Fâtihası olan İşârâtü'l-İ'câz tefsirinin Fâtiha sûresiyle el-Bakara sûresinin başına ait kısmı basmakla intişar tarihi olan bin üçyüz otuzbeş veya altıya tevâfukla remzî bir perdeden ona baktığına bir emâredir.

Beşinci Âyet

BEŞİNCİ ÂYET:

﴾ ...اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِى بِـه۪ فِى النَّاسِ ﴿ dir.

Bu âyetin remzi latîftir. Çünkü hem kuvvetli münâsebet-i maneviye ile, hem cifirle efrâd-ı kesîresi içinde hususî bir sûrette Risalei'n-Nur ve müellifine bakıyor. Şöyle ki; ﴾ مَيْتًا ﴿ kelimesi tenvin, nun sayılmak cihetiyle beşyüz ederek “Said en-Nursî” adedi olan beşyüze tevâfukla, işâret ediyor ki, “Said en-Nursî dahi meyyit hükmünde idi. Risaletü'n-Nur ile ihyâ edildi, onunla hayat buldu.

Evet ﴾ اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا ﴿ deki iki tenvin, nun’durlar. Bin üçyüz otuzdört eder ki, o aynı zamanda (Arabî tarihle) Said, umumî harbde maddî ve dehşetli bir mevtten dahi hàrika bir tarzda kurtulması ve felsefe ve gafletten gelen manevî ve şiddetli bir ölümden necât bulması ve Kur'ânın âb-ı hayatıyla taze bir hayata girmesi tarihidir. Bu tevâfuk-u manevî ve muvâfakat-ı cifrîye delâlet derecesinde bir işârettir.

Hem ﴾ فَاَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِى بِـه۪ فِى النَّاسِ  ﴿ de tenvin, nun; ve şeddeli ن iki ن , ve بِهِ de telaffuz edilen ى sayılmak cihetiyle bin ikiyüz doksandört eder ki, velâdetinin ve hayatının birinci senesidir. Demek bu cümle ile hayat-ı maddiyesine, evvelki cümle ile de hayat-ı maneviyesine işâret eder.

Elhâsıl: Bu âyet müteaddid ve çok tabakalarından bir işârî tabakadan hem Risaletü'n-Nura, hem müellifine, hem bu ondördüncü asrın ibtidâsına, hem ibtidâsındaki Risaletü'n-Nurun mebde’ine remzen, belki işâreten, belki delâleten bakar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.