İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 605 / 656
605

﴾ اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا  ﴿ ÂYETİNİN TETİMMESİ

﴿ اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِى بِـه۪ فِى النَّاسِ كَمَنْ مَثَلُهُ فِى الظُّلُمَاتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِنْهَا ... ﴾

âyetinin kuvvetli işâretini hem te'yid hem letâfetlendiren üç münâsebet birden Ramazanda kalbime geldi. Kat'î bir kanâat verdi ki. ﴾ مَيْتًا ﴿ kelimesine tam münâsib Said’dir. Bu âyet Risale-i Nur tercümânı olan Said’i مَيِّتْ ünvânıyla göstermesinin bir hikmeti budur ki:

Mevtin muammâsını ve tılsımını Risale-i Nur ile o açmış, o dehşetli yüzün altında ehl-i îmâna çok ünsiyetli, sürûrlu, nurlu bir hakikat keşfedip isbât etmiş. Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhâda karşı, bâkiyâne, hayat-âlûd, muvakkat bir mevt-i zâhirî ile gâlibâne mukàbele eder. ﴾ كَمَنْ مَثَلُهُ فِى الظُّلُمَاتِ  ﴿ sırrına mazhar olan ehl-i ilhâd, gayr-ı meşrû müştehiyâtının ibahasıyla süslendirmesine mukâbil, Risale-i Nur, mevti o aldatıcı, fânî hayata karşı çıkarıp lezzet ve zînetini zîr ü zeber eder. Ve der ve isbât eder ki: “Mevt ehl-i dalâlet için i'dâm-ı ebedîdir ve o dehşetli darağacından kurtaran ve mevti mübârek bir terhis tezkeresine çeviren yalnız Kur'ân ve îmândır.” İşte bunun içindir ki, bu hakikat-i muazzama-i mevtiye, Risale-i Nurda gayet mühim ve geniş bir mevki almış; hattâ ekser hücumunda mevti elinde tutup ehl-i dalâletin başına vurur, aklını başına getirmeye çalışır.

İkincisi: Ehl-i tarîkatın ve bilhassa Nakşîlerin dört esâsından biri ve en müessiri olan râbıta-i mevt Eski Said’i Yeni Said’e (R.A.) çevirmiş ve dâima hareket-i fikriyede Yeni Said’e yoldaş olmuş. Başta İhtiyarlar Risalesi olarak, risalelerde o râbıta keşfiyâtı göstere göstere tâ ehl-i îmân hakkında mevtin nurânî ve hayatdâr ve güzel hakikatini görüp gösterdi.

Üçüncüsü: Bu âyet cifir ve ebced hesabıyla her tarafta Said’e hücum eden üç çeşit mevtin temâs zamanını ve tarihini aynen gösterip tevâfuk eder. Demek âyetteki مَيِّتْ kelimesinin efrâdından medâr-ı nazar bir ferdi ve cifirce onun ismi مَيِّتْ adedine tam tevâfukla hususî işârete mazhar bir mâsadak Said en-Nursî’dir.

[Sabri’nin sadâkatinin bir kerâmetidir.]

Ben namazdan sonra bu tetimmeyi yazarken Sıddık Süleyman’ın halefi Emin, Sabri’nin ﴾ اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا ﴿ âyetine dair parçayı aldığını

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.