İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 569 / 656
569

musîbet yüz derece ziyâdeleşmesi sırrıyla, başa gelen musîbetler ve hattâ dünyanın eceli olan kıyâmet, perde-i gaybda merhameten bırakılmış. Rızık ise; hayattan sonra ni'metlerin en büyük bir hazinesi ve şükür ve hamdin en zengin bir menba'ı ve ubûdiyet ve duâ ve ricâların en cem'iyetli bir mâdeni olmasından, sûret-i zâhirede mübhem ve tesâdüfe bağlı gibi gösterilmiş. Tâ her vakit Rezzâk-ı Kerîm’in dergâhına ilticâ ve ricâ ve yalvarmak ve hamd ve şükür şefâatiyle rızık istemek kapısı kapanmasın. Yoksa muayyen olsa idi, mâhiyeti bütün bütün değişecekti. Şâkirâne, minnetdârâne ricâlar, duâlar, belki mütezellilâne ubûdiyet kapıları kapanırdı.

#### Dokuzuncu, Onuncu Delil

Dokuzuncu, Onuncu Delil: وَالْاِتْقَانَاتُ الْمُفَنَّنَةُ وَالْاِهْتِمَامَاتُ الْمُزَيَّنَةُ

Yani: Her masnû'da, hususan bahar mevsiminde, zemin yüzünde sermedî bir hüsün ve cemâlin cilvelerini gösteren bütün güzel mahlûklar, ezcümle çiçekler, meyveler ve kuşçuklar ve sinekler ve bilhassa yaldızlı ve yıldızlı kuşçukların hilkatlerinde ve sûretlerinde ve cihâzâtlarında, öyle mu'cizâne bir mehâret ve dikkat ve hàrika bir san'at, bir ittikan, bir mükemmeliyet ve san'atkârlarının mu'cizâtlı hünerlerini gösteren ayrı ayrı, çeşit çeşit tarzlarda şekiller, makinecikler, gayet ihâtalı bir ilme ve –tâbirde hatâ olmasın– gayet mehâretli ve fünûnlu bir meleke-i ilmiyeye kat'î delâlet ve serseri tesâdüfün ve şuûrsuz ve müşevveş esbâbın müdâhale etmesinin imkânsız olduğuna şehâdet ettikleri gibi, وَالْاِهْتِمَامَاتُ الْمُزَيَّنَةُ ifâdesiyle o güzel masnû'larda o derece bir şirin süslemek ve tatlı bir zînet ve câzibedâr bir cemâl-i san'at var ki, nihâyetsiz bir ilim ile iş görür ve herşeyin en güzel tarzını bilir ve san'atkârlığın cemâl-i kemâlini ve kemâl-i cemâlini zîşuûrlara göstermek ister ki; en cüz'î bir çiçeği ve küçük bir sineği ihtimamkârâne, mâhirâne, san'at-perverâne ehemmiyetle tasvir ve icâd eder. Bu ihtimamkârâne tezyîn ve tahsin, bedâhetle hadsiz ve herşeye muhît bir ilme delâlet ve o güzellerin adedince bir Sâni'-i Alîm-i Zülcemâl’in vücûb-u vücûduna şehâdetler ederler demektir.

#### Beş küllî delil ve hüccetleri ihtiva eden Onbirinci Delil

Beş küllî delil ve hüccetleri ihtiva eden Onbirinci Delil:

وَغَايَةُ كَمَالِ الْاِنْتِظَامِ، الْاِتِّزَانِ، الْاِمْتِيَازِ، الْمُطْلَقَاتِ، فِي السُّهُولَةِ الْمُطْلَقَةِ. وَخَلْقُ الْاَشْيَاءِ فِي الْكَثْرَةِ الْمُطْلَقَةِ مَعَ الْاِتْقَانِ الْمُطْلَقِ. وَفِي السُّرْعَةِ الْمُطْلَقَةِ مَعَ الْاِتِّزَانِ الْمُطْلَقِ. وَفِي الْوُسْعَةِ الْمُطْلَقَةِ مَعَ كَمَالِ حُسْنِ الصَّنْعَةِ. وَفِي الْبُعْدَةِ الْمُطْلَقَةِ مَعَ الْاِتِّفَاقِ الْمُطْلَقِ. وَفِي الْخِلْطَةِ الْمُطْلَقَةِ مَعَ الْاِمْتِيَازِ الْمُطْلَقِ

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.