İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 511 / 656
511

ve nev'-i beşerin ve cins-i hayvanın eceli ve vefâtı olan Kıyâmet dahi çok maslahatlar için gizlenilmiş.

Evet, eğer ecel vakti muayyen olsaydı –yarı ömür gaflet-i mutlaka içinde ve yarıdan sonra, darağacına asılmak için her gün bir ayak daha onun tarafına atılmakla dehşet-i mutlaka içinde– havf ve recânın muvâzene-i maslahatkârâne ve hakîmânesi bozulduğu gibi, aynen öyle de: Dünyanın eceli ve sekerâtı olan Kıyâmet vakti muayyen olsaydı, kurûn-u ûlâ ve vustâ fikr-i âhiretten pek az müteessir olacaktı. Ve kurûn-u uhrâ, dehşet-i mutlaka içinde bulunup ne hayat-ı dünyeviyenin lezzeti ve kıymeti kalır ve ne de havf ve recâ içinde ihtiyar ile itâatkârâne olan ubûdiyetin ehemmiyeti ve hikmeti bulunurdu.

Hem eğer muayyen olsa, bir kısım hakàik-ı îmâniye bedâhet derecesine girer, herkes ister istemez tasdik eder. İhtiyar ve irâde ile bağlı olan sırr-ı teklif ve hikmet-i îmân bozulur. İşte bunun gibi çok maslahatlar için umûr-u gaybiye gizli kaldığından, herkes her dakikada hem ecelini, hem bekàsını düşündüğü için; hem dünyaya, hem âhiretine çalışabildiği gibi, her asırda dahi hem kıyâmet kopacağını, hem dünyanın devamını düşünebildiği için; hem dünyanın fânîliğinde hayat-ı bâkiyeye, hem hiç ölmeyecek gibi imâret-i dünyaya çalışabilir.

Hem de musîbetlerin vakti muayyen olsaydı, musîbet başına gelen adam, musîbetin intizarında o gelen musîbetin belki on mislinden ziyâde manevî bir musîbet –o intizardan– çekmemesi için, hikmet ve Rahmet-i İlâhiye tarafından gizli, perdeli bırakılmış. Ve ekser hâdisât-ı kevniye-i gaybiye böyle hikmetleri bulunduğundandır ki, gaybdan haber vermek yasak edilmiş. لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلَّا اللّٰهُ düsturuna karşı hürmetsizlik ve itâatsizlik etmemek içindir ki, medâr-ı teklif ve hakàik-ı îmâniyeden başka olan umûr-u gaybiyeden İzn-i Rabbânî ile haber verenler dahi, yalnız işâret sûretinde perdeli ve kapalı ihbar etmişler. Hattâ Tevrat ve İncil ve Zebûr’da Peygamberimiz hakkında gelen müjdeler ve haberler dahi, bir derece perdeli ve kapalı gelmiş ki; o kitapların bir kısım tâbileri te'vil edip îmân etmediler. Fakat i'tikàdat-ı îmâniyeye giren mes'eleleri tasrîh ile ve tekrar ile ihbar etmek ve açık bir sûrette tebliğ etmek hikmet-i teklifin muktezâsı olduğundan, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân ve tercümân-ı zîşanı (A.S.M.) umûr-u uhreviyeden tafsîlen ve hâdisât-ı istikbâliye-i dünyeviyeden icmâlen haber vermişler.

Beşinci Nokta

Beşinci Nokta: Hem her iki deccâlın, asırlarına ait olan hàrikaları, onların bahsiyle ve münâsebetiyle rivâyet edildiğinden onların şahıslarından sudûr edeceği telâkki ve tevehhüm edilmesinden, o rivâyet müteşâbih olmuş, mânâsı gizlenmiş. Meselâ, tayyare ve şimendiferle gezmesi...

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.