İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 512 / 656
512

Hem meselâ, meşhûr olmuş ki; İslâm Deccâlı öldüğü vakit ona hizmet eden şeytan, İstanbul’da Dikilitaş’ta bütün dünyaya bağıracak ve herkes o sesi işitecek ki: “O öldü.” Yani pek acîb ve şeytanları dahi hayrette bırakan radyo ile bağırılacak, haber verilecek.

Hem Deccâlın rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garîb hâlleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münâsebetdâr rivâyet edilmesi cihetiyle mânâsı gizlenmiş. Meselâ; “O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsâ (A.S.) onu öldürebilir, başka çare olamaz.” rivâyet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, öldürecek; ancak semâvî ve ulvî hàlis bir din İsevîlerde zuhûr edecek ve hakikat-i Kur'âniyeye iktidâ ve ittihâd eden bu İsevî dinidir ki, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’ın nüzûlü ile o dinsiz meslek mahvolur, ölür. Yoksa onun şahsı bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir.

Hem bir kısım râvilerin kàbil-i hatâ ictihâdlarıyla olan tefsirleri ve hükümleri, hadîs kelimelerine karışıp hadîs zannedilir, mânâ gizlenir. Vâkıa mutâbakatı görünmez, müteşâbih hükmüne geçer.

Hem eski zamanda, bu zaman gibi cemâatin ve cem'iyetin şahs-ı manevîsi inkişaf etmediğinden ve fikr-i infiradî gâlib olduğundan, cemâatin sıfât-ı azîmesi ve büyük harekâtı o cemâatin başında bulunan şahıslara verildiği cihetiyle; o şahıslar, hàrika ve küllî sıfatlara lâyık ve muvâfık olmak için yüz derece cisminden ve kuvvetinden büyük bir acûbe cisim ve müdhiş bir heykel ve çok hàrika bir kuvvet ve iktidar bulunmak lâzım geldiğinden öyle tasvir edilmiş. Vâkıa mutâbakatı görünmüyor ve o rivâyet müteşâbih olur.

Hem iki deccâlın sıfatları ve hâlleri ayrı ayrı olduğu hâlde, mutlak gelen rivâyetlerde iltibas oluyor, biri, öteki zannedilir. Hem Büyük Mehdi’nin hâlleri sâbık mehdilere işâret eden rivâyetlere mutâbık çıkmıyor, hadîs-i müteşâbih hükmüne geçer. İmâm-ı Ali (R.A.) yalnız İslâm Deccâlından bahseder.

Mukaddime bitti, mes'elelere başlıyoruz. ∗∗∗

[Şimdilik o hâdisât-ı gaybiyenin yüzer misâllerinden –mülhidler tarafından avâmın akîdelerini bozmak fikriyle işâa edilen– yirmiüç mes'eleleri, tevfik-i Rabbânî ile gayet muhtasar bir sûrette beyân edilecek. Ve o mes'eleler mülhidlerin tahmini gibi zarar vermemekle beraber, herbiri bir lem'a-i i'câz-ı Nebevî olduğu görünmekle ve hakîki te'villeri isbât ve izhâr edilmekle akîde-i avâmı kuvvetlendirmeğe mühim bir sebeb olmasını rahmet-i Rabbânîden ricâ edip hatîâtımı ve galatâtımı afv u mağfiret altına almasını Rabb-i Rahîmimden niyâz ederim.]

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.