İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 279 / 656
279

► (42) ◄

Kardeşlerim!

Gaflet ve dünya-perestlikten çıkan dehşetli bir enâniyet, bu zamanda hükmediyor. Onun için ehl-i hakikat,hattâ meşrû bir tarzda dahi olsaenâniyetten, hodfürûşluktan vazgeçmeleri lâzım olduğundan, Risale-i Nurun hakîki şâkirdleri, buz parçası olan enâniyetlerini şahs-ı manevîde ve havz-ı müşterekte erittiklerinden, inşâallâh bu fırtınada sarsılmayacaklar. Evet, münâfıkların ehemmiyetli ve tecrübeli bir plânı, böyle herbiri birer zâbit, birer hâkim hükmündeki eşhâsı, müşterek bir mes'elede böyle kaçınmak ve birbirini tenkid etmek asabiyetini veren sıkıntılı yerlerde toplattırır, boğuşturur, manevî kuvvetlerini dağıttırır. Sonra, kuvvetini kaybedenleri kolayca tokatlar, vurur. Risale-i Nur şâkirdleri, hıllet ve uhuvvet ve fenâ fil'ihvân mesleğinde gittiklerinden, inşâallâh bu tecrübeli ve münâfıkâne plânı da akîm bırakacaklar. ∗∗∗

► (43) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Eski zamanda bir şeyhin mürîdleri pek çok olmasından, o memleketin hükûmeti siyasetçe telâş edip onun cemâatini dağıtmak istemiş. O zât, hükûmete demiş: “Benim yalnız bir buçuk mürîdim var, başka yok. İsterseniz tecrübe edeceğiz.” O zât, bir yerde çadır kurdu, kendi binler mürîdlerini oraya toplattı. O da emretti: “Ben bir imtihan yapacağım. Her kim benim mürîdim ise ve emri kabûl etse, Cennete gidecek.” Çadıra birer birer çağırdı. Gizli bir koyun kesti; güyâ hàs bir mürîdini kesti, Cennete gönderdi. O kanı gören binler mürîdler, daha hiçbiri şeyhi dinlemedi, inkâra başladılar. Yalnız bir adam dedi: “Başım fedâ olsun.” Yanına gitti. Sonra bir kadın dahi gitti, başkalar dağıldılar. O zât, hükûmet adamlarına dedi: “İşte benim bir buçuk mürîdim bulunduğunu gördünüz.”

Cenâb-ı Hakk’a yüzbinler şükürler olsun ki; Risale-i Nur, Eskişehir imtihan ve Mahkemesinde, şâkirdlerinden yalnız bir buçuk kaybetti. O eski şeyhin aksine olarak Isparta ve civar kahramanlarının himmetiyle o zâyi' olan bir buçuk adam yerine onbin ilâve oldu. İnşâallâh, bu imtihanda dahi hem şark, hem garbın kahramanlarının himmetleriyle, çokları kaybedilmeyecek ve bir giden yerine on girecek. ∗∗∗

► (44) ◄

Bir zaman, müslim olmayan bir zât, tarîkattan hilâfet almak için bir çare bulmuş ve irşada başlamış. Terbiyesindeki mürîdleri terakkîye başlarken, birisi keşfen mürşidlerini gayet sukùtta görmüş. O zât ise ferâsetiyle bildi, o mürîdine dedi: “İşte beni anladın.” O da dedi: “Mâdem senin irşadın ile bu makamı buldum, seni bundan sonra daha ziyâde başımda tutacağım.”

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.