şükür ve sevinçle bu vaziyeti karşılamak lâzımdır. Çünkü zîşuûr ve hadd ü hesaba gelmeyen melek ve rûhânilerin ve insanlardan ehl-i hakikatin ve ashâb-ı vicdânın ve îmân-ı tahkîkî sâhiblerinin nazarlarında, hak ve hakikat ve Kur'ân ve îmân yolunda bu asra meydân okuyan bir kahramanlar kafilesi sûretinde görünüyorlar. Bunların, teveccüh-ü Rahmet-i İlâhiyeyi ve kabûl-ü Rabbâniyeyi gösteren bu yüksek takdir ve tahsinlerine karşı mahdûd bir kısım serseri ve haylaz ve sefîhlerin tahkîrkârâne nazarlarının, hiçbir ehemmiyeti olamaz. Hattâ bir gün hastalık için araba ile gittiğim zaman, çok ağırlık hissettim ve sonra sizin gibi elim bağlı beraber gittiğim vakit, büyük bir inşirah ve manevî bir ferâh hissettim. Demek o hâl, bu sırdan ileri gelmiş.
Çok defa söylediğim gibi yine tekrar ediyorum ki; tarihte Risale-i Nur şâkirdleri gibi hak yolunda pek çok hizmet eden ve pek çok sevâb kazanan ve pek az zahmet çeken görülmüyor. Biz ne kadar meşakkat çeksek, yine ucuzdur. ∗∗∗
► (50) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Bu musîbetimizden kaçmak ve kurtulmak, iki cihetle kàbil değildi:
Birincisi: Kader-i İlâhî kısmetimizin bir kısmını buradan bize yedirmek için her hâlde gelecek idik. En hayırlısı bu tarzdır.
İkincisi: Aleyhimize çevrilen dolaptan kurtulmak imkânı bulmadık. Ben hissetmiştim, fakat çare yoktu. Bîçâre merhum Şeyh Abdülhakîm, Şeyh Abdülbâkì kurtulamadılar. Demek bu musîbette biz birbirimizden şekvâ etmek; hem haksız, hem mânâsız, hem zararlı, hem Risale-i Nurdan bir nev'i küsmektir. Sakın sakın, hàs rükünlerin gösterdikleri fa'âliyeti bu musîbete bir sebeb görüp onlardan gücenmek ise, Risale-i Nurdan çekilmek ve hakàik-ı îmâniyeyi öğrenmeden pişman olmaktır. Bu ise, maddî musîbetten daha büyük bir manevî musîbettir. Ben kasem ile te'min ederim ki: Sizin herbirinizden yirmi-otuz derece ziyâde bu musîbette hissedar olduğum hâlde, niyet-i hàlise ile fa'âliyet göstermelerinden, ihtiyatsızlığı yüzünden gelen bu musîbet on defa daha fazla olsa da yine onlardan gücenmem. Hem geçmiş şeylere i'tirâz etmek mânâsızdır. Çünkü tamiri kàbil değil.
Kardeşlerim!
Merak, musîbeti ikileştirir, maddî musîbeti kalbde de yerleştirmek için bir kök olur; hem kadere karşı bir nev'i i'tirâz ve tenkidi ve rahmete karşı
