► (85) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Bu iki nüshanın biri benimdir, biri müdüründür. Başta benim hattımla yazısı bulunan nüshaya göre müdürün nüshasını tashih ediniz. Ben bu defa Âyetü'l-Kübrâ’yı mütâlaa ederken, İkinci Makam’ını –âhire kadar– ve âhirdeki manevî muhâvereyi pekçok ehemmiyetli gördüm ve çok istifade ettim. Sizin istifadeniz için biri okusun, biri dinlesin. Tashihle beraber muattal kalmasınlar, ikişer kardeşlerimiz mütâlaa etsinler.
Sâniyen: Bana ait Onuncu Söz ve buradaki mektûblar defteri ve sâire zâyi' olmasın ve muattal kalmasın. Ben nezâretini Ceylan’a bırakmıştım.
Said Nursî ∗∗∗
► (86) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ben şimdi Celcelûtiye’yi okurken, بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَسَائِلٍ cümlesinde Risale-i Kader’e işâret eden yirmialtıncı mertebede ثُمَّ نُونٍ sûresi, kader sözüyle münâsebeti nedir?” kalbime gelmesi ânında ihtar edildi. O sûrenin başını okurken gördüm ki, ﴾ نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ﴿ âyeti bütün kalemlerin ve tastîr ve kitapların aslı, esâsı, ezelî me'hazi ve sermedî üstadı kaderin kalemi ve Nur ve ilm-i ezelînin nuruna işâret eden [ ن ] kelimesidir. Demek وَالذَّارِيَاتِ Zerrât Risalesi’ne işâreti gibi kuvvetli bir münâsebetle, [ ن ] kelimesi Risale-i Kader’e kuvvetli işâretle bakar.
Said Nursî ∗∗∗
