İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 215 / 656
215

şehâdet eder. Meğer maddiyûnluk tâunuyla maraz-ı kalbe ve vicdân hastalığına mübtelâ ola!..

قَدْ يُنْكِرُ الْمَرْءُ ضَوْءَ الشَّمْسِ مِنْ رَمَدٍ وَيُنْكِرُ الْفَمُ طَعْمَ الْمَاءِ مِنْ سَقَمٍ

kaidesine dâhil olur. ∗∗∗

#### Bu Onuncu Meseleye Bir Hâtime Olarak İki Hâşiyedir

BU ONUNCU MES'ELEYE BİR HÂTİME OLARAK

İKİ HÂŞİYEDİR

##### Birincisi

Birincisi: Bundan oniki sene evvel (∗) [^5] işittim ki; en dehşetli ve muannid bir zındık, Kur'âna karşı sû-i kasdını, tercümesiyle yapmağa başlamış ve demiş ki: “Kur'ân tercüme edilsin, tâ ne mal olduğu bilinsin.” Yani, lüzumsuz tekrârâtı herkes görsün ve tercümesi Onun yerinde okunsun diye dehşetli bir plân çevirmiş. Fakat, Risalei'n-Nurun cerhedilmez hüccetleri kat'î isbât etmiş ki; Kur'ânın hakîki tercümesi kàbil değil ve lisân-ı nahvî olan Lisân-ı Arabî yerinde Kur'ânın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisân muhâfaza edemez ve herbir harfi, on adedden bine kadar sevâb veren kelimât-ı Kur'âniyenin mu'cizâne ve cem'iyetli tâbirlerinin yerini, beşerin âdi ve cüz'î tercümeleri tutamaz, Onun yerinde câmilerde okunmaz diye Risalei'n-Nur her tarafta intişarıyla o dehşetli plânı akîm bıraktı. Fakat, o zındıktan ders alan münâfıklar, yine şeytan hesabına Kur'ân güneşini üflemekle söndürmeğe aptal çocuklar gibi ahmakàne ve divânecesine çalışmaları hikmetiyle bana gayet sıkı ve sıkıcı ve sıkıntılı bir hâlette bu Onuncu Mes'ele yazdırıldı tahmin ediyorum. Başkalar ile görüşemediğim için hakikat-i hâli bilemiyorum.

[^5]:(∗) Bu Risalenin te'lifinden oniki sene evvel.

##### İkinci Hâşiye

İkinci Hâşiye: Denizli hapsinden tahliyemizden sonra meşhûr Şehir Oteli’nin yüksek katında oturmuştum. Karşımda güzel bahçelerde kesretli kavak ağaçları birer halka-i zikir tarzında gayet latîf, tatlı bir sûrette hem kendileri, hem dalları, hem yaprakları havanın dokunmasıyla cezbekârâne ve câzibedârâne hareketle raksları, kardeşlerimin müfârakatlarından ve yalnız kaldığımdan hüzünlü ve gamlı kalbime ilişti. Birden güz ve kış mevsimi hâtıra geldi ve bana bir gaflet bastı. Ben o kemâl-i neş'e ile cilvelenen o nâzenîn kavaklara ve zîhayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaş ile doldu. Kâinâtın süslü perdesi altındaki ademleri, firâkları ihtar ve ihsâsıyla kâinât dolusu firâkların, zevâllerin hüzünleri başıma toplandı. Birden Hakikat-i Muhammediyenin (A.S.M.) getirdiği nur imdâda yetişti, o hadsiz hüzünleri, gamları, sürûrlara çevirdi. Hattâ o nurun, herkes ve her ehl-i îmân gibi benim hakkımda milyon feyzinden yalnız

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.