Ey din ve âhiretini dünyaya satan bedbahtlar, yaşamanızı isterseniz bana ilişmeyiniz, ilişseniz, intikamım muzâaf bir sûrette sizden alınacağını biliniz, titreyiniz! Ben Rahmet-i İlâhiyeden ümîd ederim ki, mevtim hayatımdan ziyâde dine hizmet edecek ve ölümüm başınızda bomba gibi patlayıp, başınızı dağıtacak. Cesâretiniz varsa ilişiniz. Yapacağınız varsa göreceğiniz de var!” deniliyor ve bir âyetle bitiriliyor. ∗∗∗
► (12) ◄
[Mahkeme aleyhimde yazmış. Hâlbuki onları ifratla ittiham eden bir fıkradır.]
Ankara’da Mustafa Kemâl’in şiddet ve hiddetle dîvân-ı riyâsete girip: “Seni buraya çağırdık ki, bize yüksek fikir beyân edesin. Sen geldin namaza dair şeyleri yazdın, içimize ihtilâf verdin!” dediğini, Said’in de ona: “Namaz kılmayan hâindir; hâinin hükmü merduttur.” dediğini, sonra Mustafa Kemâl bir nev'i tarziye verip hiddetini geri aldığını ve Mustafa Kemâl’in hissiyatını ve prensiplerini rencîde ettiği hâlde kendisine ilişmemesini ve bu cebbâr kumandanların âdeta Eski Said’den korkmalarının Risale-i Nurun ilerideki kahraman şâkirdlerinin şahs-ı manevîsinin hàrika bir kuvveti ve Risale-i Nurun parlak bir kerâmeti olduğu yazılıyor. ∗∗∗
► (13) ◄
[Aleyhimizde yazılan, fakat mahkemeyi mes'ûl eden bir fıkradır.]
“Ayasofya’yı puthâne ve Meşîhati kızların lisesi yapan bir kumandanın keyfî kanun nâmındaki emirlerine fikren ve ilmen tarafdâr değiliz ve şahsımız itibariyle amel etmiyoruz.” denilmektedir.
29.8.1948 tarihli dilekçesinde: “Bir fikir kalbime gelmiş, şöyle ki; hükûmet beni tam himâye ve bana yardım etmesi, milletin maslahatına ve vatanın menfaatine çok lüzumlu iken beni sıkması, îmâ eder ki; benim ile mücâdele eden gizli zındıka komitesiyle, şimdi onlara iltihak eden komünist komitesinden bir kısmı, ehemmiyetli resmî makamları elde ederek karşıma çıkıyorlar. Hükûmet ise, ya bilmiyor.. ya müsâade ediyor. Kahraman bir milletin ebedî bir medâr-ı şerefi ve Kur'ân ve cihad hizmetinde dünyada bir pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yâdigârı olan Ayasofya Câmii’ni puthâneye ve Meşîhat Dâiresi’ni kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olmasına imkân var mıdır!” ∗∗∗
