ve sabır içinde şükrederim, merak etmiyorum. Siz dahi hiç müteessir olmayınız. Gizli düşmanlarımız memurların nazar-ı dikkatini şahsıma çevirmesinden, Nurların ve talebelerinin selâmet ve maslahatları noktasında bir inâyet ve bir hayır var diye kanâatim var. Bazı kardeşlerimiz hiddet edip dokunaklı konuşmasınlar, hem ihtiyatla hareket etsinler ve telâş etmesinler, hem herkese bu mes'eleden bahis açmasınlar. Çünkü, sâfdil kardeşlerimiz ve ihtiyata daha alışmayan yeni kardeşlerimizin sözlerinden mânâ çıkaran câsuslar bulunur. Habbeyi kubbe yapar, ihbar edebilir. Şimdi vaziyetimiz şaka kaldırmıyor. Bununla beraber hiç endişe etmeyiniz. Biz inâyet-i İlâhiye altındayız ve bütün meşakkatlere karşı kemâl-i sabırla belki şükür ile mukàbele etmeğe azmetmişiz. Bir dirhem zahmet, bir batman rahmet ve sevâbı netice verdiğinden şükür etmeğe mükellefiz.
Said Nursî ∗∗∗
► (47) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
İki ehemmiyetli sebeb ve bir kuvvetli ihtara binâen ben bütün vazife-i müdafaâtı buraya gelen ve gelecek Nur erkânlarına bırakmağa kalben mecbur oldum. Hususan [H, R, T, F, S] (∗) [^16]
[^16]:(∗) Husrev, Re'fet, Tahiri, Feyzi, Sabri
Birinci Sebeb: Ben hem sorgu dâiresinde, hem çok emârelerden kat'î bildim ki, bana karşı ellerinden geldiği kadar müşkülât yapmağa ve fikren onlara galebe etmemden kaçmağa çalışıyorlar ve resmen de onlara iş'âr var. Güyâ ben, konuşsam, mahkemeleri ilzam edecek derecede ve diplomatları susturacak bir iktidar-ı ilmî ve siyâsî göstereceğim diye benim konuşmama bahânelerle mâni oluyorlar. Hattâ sorguda bir suâle karşı dedim: “Tahattur edemiyorum.” O hâkim taaccüb ve hayretle dedi: “Senin gibi fevkalâde acîb zekâvet ve ilim sâhibi nasıl unutur?” Onlar Risale-i Nurun hàrika yüksekliklerini ve ilmî tahkîkatını benim fikrimden zannedip dehşet almışlar. Beni konuşturmak istemiyorlar. Hem güyâ benim ile kim görüşse birden Nurun fedâkâr bir talebesi olur. Onun için beni görüştürmüyorlar. Hattâ Diyânet Reisi dahi demiş: “Kim Onunla görüşse, Ona kapılır.. câzibesi kuvvetlidir.”
Demek şimdi işimi de sizlere bırakmağa maslahatımız iktiza ediyor. Ve yanınızdaki yeni ve eski müdafaâtlarım benim bedelime sizin meşveretinize iştirâk eder, o kâfîdir.
