Dünyada, yüz cinayeti bulunan ve asılacak bir adam dahi böyle muâmele göremez. Ben hakikaten bu emsâlsiz işkencenin hiçbir sebebini bilmediğimden çok azâb çekiyorum. Ben haber aldım ki, mahkeme reisi vicdânlı ve merhametlidir. Bu kanâate binâen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamnâme ve şekvâyı yazdım.
Tecrid-i mutlakta hasta ve perîşan
Said Nursî ∗∗∗
İddianâmede Benim Hakkımda dört esâs var
İddianâmede benim hakkımda dört esâs var.
Birinci Esâs: Güyâ bende tefâhur ve hodfürûşluk var ve kendimi müceddid biliyorum.
Ben bütün kuvvetimle bunu reddederim. Hem mehdilik isnâdını hiç kabûl etmediğime bütün kardeşlerim şehâdet ederler. Hattâ Denizli’deki ehl-i vukûf: “Eğer Said mehdiliğini ortaya atsa bütün şâkirdleri kabûl edecek.” dediklerine mukâbil; Said, i'tirâznâmesinde demiş ki: “Ben Seyyid değilim. Mehdi Seyyid olacak.” diye onları reddetmiş.
İkinci Esâs: Neşriyatı gizlemesi.
Gizli düşmanlar yanlış mânâ verdirmesin. Yoksa siyasete ve dünya âsâyişine temâs cihetiyle değildir. Hem eski harf ile teksir makinesini bir bahâne bulmasınlar. Mustafa Kemâl’e karşı Nurun tokadı ise (Hâşiye) [^5] altı mahkeme ve Ankara makàmâtı bilmiş, ilişmemişler ve bize berâet verdiler ve Beşinci Şuâ ile beraber bütün kitaplarımızı iâde ettiler. Hem onun fenâlığını göstermek, ordunun kıymetini muhâfaza etmek içindir. Bir şahsı sevmemesi, orduyu muhabbetkârâne senâ içindir.
[^5]:(Hâşiye) İddianâmede yanlış bir mânâ verip, Nurun kerâmetlerinden tokat tarzındaki bir kısmını, medâr-ı ittiham saymış. Güyâ Nurlara hücum zamanında gelen zelzele gibi belâlar Nurun tokatlarıdır. Hâşâ sümme hâşâ!.. Biz öyle dememişiz ve yazmamışız. Belki mükerrer yerlerde hüccetleriyle demişiz ki: Nurlar makbûl sadaka gibi belâların def'ine vesiledir. Ne vakit Nurlara hücum edilse, Nurlar gizlenir; musîbetler fırsat bulup, başımıza geliyorlar. Evet Nurun binler şâkirdlerinin tasdik ve müşâhedeleriyle, yüzler vukûât ve hâdisât ile tesâdüf ihtimali olmayan o hâdisâtın tevâfukları ve Kur'ânın müteaddid işârât ve tevâfukâtıyla, hattâ mahkemelerde kısmen gösterildiği cihetle kat'î kanâatimiz var ki; o tevâfukât Risale-i Nurun makbûliyetine bir ikram-ı İlâhîdir, ve Kur'ân hesabına Nurlara bir nev'i kerâmetlerdir.
Üçüncüsü: “Emniyeti ihlâle teşvik ediyor” demesine mukâbil; yirmi sene zarfında, yüz bin adam Nurcuların, yüz bin nüsha Nur Risalelerinin altı mahkemede ve on vilâyette emniyeti ihlâle ve âsâyişi bozmağa dair, on vilâyetin zâbıtaları ve altı mahkeme hiçbir maddeyi kaydetmemesi
