İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 336 / 656
336

ve bulmaması, bu acîb ittihamı çürütüyor. Bu yeni iddianâmede üç mahkemenin bize berâet verdikleri aynı noktalara ait ve cevabları mükerreren verilmiş, ehemmiyetsiz birkaç mes'eleye cevab vermek mânâsızdır. O mes'elelerle bizi ittiham etmek, ondan bize berâet veren Ankara Ağır Ceza ve Denizli ve Eskişehir Mahkemelerini ittiham etmek hükmünde olmasından cevabını onlara bırakıyorum ve ondan başka da iki-üç mes'ele var.

Birisi: İki sene Denizli ve Ankara Ağır Ceza Mahkemelerinde inceden inceye tedkikten sonra, bize berâet verip o kitabı bize iâde ettikleri hâlde, o Beşinci Şuâ’ın bir-iki mes'elesini, ölmüş gitmiş bir kumandana tatbik edip, bize suç gösteriyor. Biz dahi deriz: Ölmüş gitmiş, hükûmetten alâkası kesilmiş bir şahıs aleyhinde tatbik edilebilen küllî bir haklı tenkidi hiçbir kanun suç saymaz.

Hem küllî bir te'vil mânâsından makam-ı iddia cerbezesiyle o kumandana bir hisse çıkarıp ona tatbik etmiş. Böyle yüzde bir adam ancak fehmeden bir mânâ mahrem ve gizli bir risalede bulunmasını hiçbir kanun suç sayamaz. Hem o risale hàrika bir tarzda müteşâbih hadîslerin te'villerini beyân etmiş. O beyân otuz-kırk sene evvel olduğu ve üç mahkemeye ve mahkemenize ve Ankara’nın altı makàmâtına üç sene zarfında iki defa takdim edilip tenkid görmeyen müdafaa ve i'tirâznâmemde kat'î cevab verildiği hâlde, o hadîsin hakikatini beyân sadedinde bir kusurlu şahsa mutâbık çıkmasını hiçbir kanun suç sayamaz.

Hem o şahsı tenkid, o içinde bulunduğu ve kusurlara sebeb olduğu bir inkılâbın hasenâtı yalnız onun değil, belki ordunun ve hükûmetindir. Onun da yalnız bir hissesi var. Onun kusurları için onu tenkid etmek, elbette bir suç olmadığı gibi inkılâba hücum ediyor denilemez. Hem bu kahraman milletin ebedî bir medâr-ı şerefi ve Kur'ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yâdigârı olan Ayasofya Câmii’ni puthâneye ve Meşîhat Dâiresi’ni kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı ?

İddianâmede sebeb-i ittiham İkinci Mes'ele:

Üç mahkemede ondan berâet kazandığımız ve kırk sene evvel bir hadîsin hàrika te'vilini beyân ederken, cin ve insin Şeyhülislâmı Zenbilli Ali Efendi’nin “Şapkayı şaka ile dahi başa koymağa hiçbir cevâz yok.” demesiyle beraber bütün şeyhülislâmlar ve bütün ulemâ-i İslâm cevâzına müsâade etmedikleri hâlde, avâm-ı ehl-i îmân onu giymeğe mecbur olduğu zaman, o büyük allâmelerin adem-i müsâadeleri ile, onlar tehlikede... (Yani: Ya dinini bırakmak, ya isyan etmek vaziyetinde iken) kırk sene evvel Beşinci Şuâ’ın bir fıkrası: “Şapka başa gelecek, secdeye gitme diyecek! Fakat baştaki îmân o şapkayı da secdeye getirecek,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.