İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 577 / 656
577

bir zerre, bir tek yıldız kadar kolay ve sühûletli olur. Eğer esbâba isnâd edilse; bir zîhayatın gözbebeğinde ve dimağındaki zerrenin acîb vazifelerini yerine getirecek bir kàbiliyetle yaratılması, hayvanat ordusu kadar müşkülâtlı ve zahmetli olur.

#### Üçüncü Basamak

Üçüncü Basamak:

وَبِسِرِّ اِمْدَادِ الْواَحِدِيَّةِ وَيُسْرِ الْوَحْدَةِ وَتَجَلِّى الْاَحَدِيَّةِ dir.

Kısacık işâretlerle meâline bakacağız. Yani, nasıl ki bir pâdişah ve kumandan-ı a'zam, hâkimiyetinin vâhidiyeti ve bütün raiyeti yalnız onun emirlerine göre hareketi cihetiyle; o hâkim-i a'zam, koca memleketi ve büyük milleti idare etmesi, bir köy ehlini idare etmek kadar kolay olur. Çünkü; hükümde vâhidiyet itibariyle; efrâd-ı millet aynen asker neferâtı gibi teshîlâta vesile olup, kolayca emirler, kanunlar tatbik edilir. Eğer muhtelif hâkimlere bırakılsa; çok keşmekeşe düşmesiyle beraber, bir tek köyün, belki bir hânenin o memleket kadar idaresi müşkül olur. Hem o itâatli millet, bir tek kumandana bağlanması haysiyetiyle; herbir ferd-i nefer gibi, o kumandanın kuvvetine ve cihâzât depolarına ve ordusuna dayandığı bir kuvvet ile bir şahı esir edebilir, bin derece şahsî kuvvetinden ziyâde iş görebilir. Onun o pâdişaha intisabı hadsiz bir kuvveti ve iktidarı olup pek büyük işler yapar. Eğer o intisab kesilse; o büyük kuvvet gider, kendi bileğindeki cüz'î kuvvetiyle ve belindeki az cephane ve fişekleri mikdarınca iş görebilir. Yoksa; intisab kuvvetine dayanan mezkûr askerin gördüğü bütün işler ondan istenilse, bileğinde bir ordu kuvveti ve belinde pâdişahın cephaneler anbarı bulunmak gerektir. Aynen öyle de; Sultan-ı Ezel ve Ebed, Sâni'-i Kadîr, vâhidiyet-i saltanat ve hâkimiyet-i mutlaka cihetiyle, kâinâtı bir şehir kolaylığında ve bir baharı bir bahçe sühûletinde ve haşirde bütün ölmüşleri ihyâ etmek, o bahçe ağaçlarının yaprak, çiçek, meyvelerini, gelen baharda yaratmak kolaylığında yapar. Ve kolayca bir sineği koca kartal kuşu sisteminde yaratır. Ve sühûletle bir insanı bir küçük kâinât hükmüne getirir. Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur. Ve belki, zîhayatın bedeninde acîb vazifeleri gören herbir zerreye herşeyi görecek bir göz ve herşeyi bilecek bir ilim verilmek lâzımdır ki, o ince ve mükemmel vazife-i hayatiyeyi yapabilsin.

Hem vahdette yüsr ve sühûlet ve kolaylık o dereceye gelir. Nasıl ki, bir ordu techizâtı bir tek elden, bir tek fabrikadan gelmesiyle, bir tek neferin techizât-ı askeriyesi gibi kolaylaşır, eğer ayrı ayrı eller karışsa ve muhtelif cihâzât herbiri başka fabrikadan alınsa, o vakit bir tek nefer techizâtı, kemiyet noktasında bin müşkülâtla tedârik edilebilir, müteaddid âmir ve zâbitler karıştığı cihetiyle bin nefer kadar suûbet peydâ eder, hem bin neferin idaresi ve kumandanlığı bir tek zâbite verilse, bir cihette bir nefer kadar kolay olur, eğer on zâbite veya neferlere bırakılsa, pek karışık ve müşkül

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.