İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 613 / 656
613

kuvvetli münâsebeti var... Hem cifirce binüçyüz yirmialtı ederek o tarihteki hürriyet inkılâbından neş'et eden fırtınaların hengâmında herşeyi sarsan o fırtınaların ve harblerin zulümâtından kurtulmak için Nur arayan mü'minler içinde, Resâili'n-Nur şâkirdleri az bir zaman sonra tezâhür ettiklerinden bu âyetin efrâd-ı kesîresinden bu asırda bir mâsadakı onlar olduğuna bir emâredir. ﴾ وَاغْفِرْلَنَا ﴿ cümlesi bin üçyüz altmışa bakıyor. Demek bundan beş-altı sene sonra istiğfar devresidir. Resâili'n-Nur şâkirdleri o zamanda istiğfar dersini vereceğini remzen bir îmâdır.

Yirminci Âyet

YİRMİNCİ ÂYET:

﴾ وَ نُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ ﴿ Şu âyet-i azîme sarîhan asr-ı saâdette nüzûl-ü Kur'âna baktığı gibi sâir asırlara dahi mânâyı işârîsiyle bakar. Ve Kur'ânın semâsından ilhâmî bir sûrette gelen şifâdar nurlara işâret eder. İşte doğrudan doğruya tabib-i kulûb olan Kur'ân-ı Hakîm’in feyzinden ve ziyâsından iktibas olunan Risaletü'n-Nur, benim çok tecrübelerimle umum manevî dertlerime şifâ olduğu gibi Resâili'n-Nur şâkirdleri dahi tecrübeleriyle beni tasdik ediyorlar. Demek Resâili'n-Nur bu âyetin bir mânâ-yı işârîsinde dâhildir. Ve bu duhûlüne bir emâre olarak ﴾ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ ﴿ nin makam-ı cifrîsi bin üçyüz otuzdokuz ederek aynı tarihte Kur'ândan ilhâm olunan Resâili'n-Nur bu asrın manevî ve müdhiş hastalıklarına şifâ olmakla meydâna çıkmağa başlamasından, bu âyet ona hususî remzettiğine bana kanâat veriyor. Ben kendi kanâatimi yazdım, kanâate i'tirâz edilmez.

Yirmi Birinci Âyet veya Âyetler

YİRMİBİRİNCİ ÂYET VEYA ÂYETLER:

﴿ قُلْ اِنَّنِى هَدٰينِى رَبِّى اِلٰى صِرَاطٍٍ مُسْتَقِيمٍ ﴾ ﴿ وَهَدٰيهُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ  ﴾

sekiz-dokuz âyetlerde Sırat-ı Müstakîm’e nazarı çeviriyorlar. Ve bu doğru, istikametli yolu bulmak için dâima Kur'ânın nurundan her asırda o asrın zulmetlerini dağıtacak ve istikamet yolunu tenvir edecek Kur'ândan gelen nurlar olmakla ve bu dehşetli ve fırtınalı asırda o doğru yolu şaşırtmayacak bir sûrette gösteren başta şimdilik Risaletü'n-Nur tezâhür ettiğinden, hem bu “Sırat-ı müstakîm” kelimesinin makam-ı cifrîsi –tenvin, nun sayılmak cihetiyle– bin eder. Medde olmazsa dokuzyüz doksandokuz ederek yalnız bir veya iki farkla (Hâşiye) [^4] Risaletü'n-Nur adedi

[^4]:(Hâşiye) Yani; Risaleti'n-Nurun mertebesi ikinci ve üçüncüde olduğuna işârettir. Vahiy değil ve olamaz. Belki ilhâm ve istihrâçtır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.